Bir ideal partisi olduğunu söyleyen AK Parti için ve bir yönü ile “yeni” olmak muradındaki Türkiye için Ahmet Davutoğlu ülke ve parti bazında mevcut “iç” ve “dış” şartlar ve “yol” dikkate alındığında, en azından bizce bir mecburiyet olarak görünmektedir.
Yeni ve büyük Türkiye mutlak doğruya nispet içerisindeki doğru hedefler ile gerçekleştirilebilecek bir idealdir.
Ve bu ideal ancak çöküş hikâyemizin ayrıntılarına vakıf, muhasebesine vakıf, çıkış yollarına vakıf entelektüel, aksiyoncu, dinamik ruhlar elinden gerçekleşebilecek bir idealdir. Bütün bir çöküş hikâyemiz ve oluş yollarının sıkıntıları dikkate alındığında bunun muhasebesine sahip başka kim var bilemiyorum…
Dolayısı ile bizce, “Yeni Türkiye”nin köprübaşında Davutoğlu bir mecburiyettir.
Yeniden toparlanmasının şart olduğu birçok kesimlerce dile getirilen partide ki değişimin yeni Türkiye ye odaklı olarak gerçekleştirilebilmesinin yoludur Ahmet Davutoğlu…
Eski Türkiye’nin güdücülerinin dünya bazlı destekçileri ile beraber tek muhalefet odağı haline getirildiği şartlarda dost ve düşman kutuplarını belirlemiş bir ideal adamı, dava adamı olarak…
O müzmin muhalif kesime karşı birleşmiş taze ümitlerin partisi olacaksa ve yeniden teşekkül edilecekse parti yeni Türkiye için temizlik yapacaksa bünyeden bir zarurettir Davutoğlu…
Muhafazakâr “tip”lerin değil ön alıcı, yol açıcı öncüleri taşıyabilecek bir kadro mecburiyeti ortadadır. Risk alabilecek ve zor günlerde eyyamcı ve muvazaacı olmayanların etini kemiğini oluşturduğu bir bünye teşekkül ettirmek zaruretine karşılık…
Liderin gölgesi altında günü kurtaran ve şahsi imkân ve imtiyazlarının derdinde olanların değil heyecan sahibi “şahsiyet”lerden müteşekkil bir yapı için, şahsiyet sahibi Davutoğlu bir mecburiyettir.
Büyük çabalarla bu noktalara gelmiş birçok başarılara imza atmış parti bünyesinin bahar temizliği mecburiyeti açık olduğuna göre bu temizliği yapabilecek, kimseye eyvallahı olmayan Davutoğlu kimselere eyvallah etmemek şiarını benimsemiş haliyle bir mecburiyettir…
Demokrasilerin bir güçler dengesi teamülü olmasına nazaran zayıfın hakkını korumak yalnızca ahlaki bir mesele olarak bir ahlak nizamı meselesidir… Haliyle, toplumsal güç odaklarının temsilcilerinin hükümet ettiği bir dünyadan, erdem sahiplerinin erdem sahibi olduğu için, marifet sahiplerinin marifet sahibi olduğu için, hasılı “her sahada, eser, keşif, görüş, terkip ve dava sahibi aksiyoncu güzidelerin” takdir edildiği ve toplumu temsil imkanı bulduğu bir dünya ya, bir sisteme doğru evrilebilmenin yolu da pazarlıksız marifet sahibi Anadolu evlatlarının bir takım güç odaklarının elinde istismara mevzu olmadan sistem içinde yükselebilmelerinin imkan yollarının açılması yeni Türkiye için olmazsa olmaz şartlardandır bizce…
Yeni bir yüz olduğu ve birçok yönü ile taze kan olduğu açık olan, kocaman bir dava hareketi izlenimi veren ve attığı her adımda yaptığı her hamlede daha çok ümitleri bünyesinde toplayan parti için Ahmet Davutoğlu bir mecburiyettir.
O, pazarlıksız ve idealist bilge ruh çevresine pazarlıksız şevk sahiplerini de toplayacaktır… Radikal öküzlerin yahut eyyamcı muhafazakârların değil, maslahattan da anlayan idealist şevk sahiplerinin… İnsanını tanıyan seven halkın içinden ideale yürümek kabiliyet ve erdemine sahiplerin…
Yeni Türkiye ancak “Yeni ve ideal ahlakın” bünyeleştiği bir yapı elinden gerçekleşebilecektir.
Parti içinde kurulduğu günden bu yana elbette çok şey değişti… Ama teşkilattaki bu değişim birçok maslahatlar gereği hep ertelenmek zorunda bırakılmış oldu.
Liderin gücü etrafında sinmiş, tırsmış, köşe bucağa çekilmiş sıkıntıların yeni dönemde sökün etmemesi ve elbette pazarlıksız, fedakâr, inanmış kütle korunarak bünyedeki kurtçukların temizlenmesi zarureti ortada olduğuna göre Davutoğlu mecburiyettir. Güçlü şahsiyeti ve pazarlıksız inanmışlığı bunu mümkün kılabilecektir.
“Ruh için beden, iman için mekân, fikir için vatan davası” yolunda ilim, istikamet aşk şevk ehlinden pazarlıksız öncüler nasip etmesi niyazı ile…