Birleşik Federe İslam Devletleri

Yayınlama: 29.03.2014
Düzenleme: 22.04.2015 14:56
1.336
A+
A-

Birleşik Federe İslam Devletleri

Anadolu’nun ayağa kalkma hamlesine kalkıştığı her dönemde oynanan oyunlardan birisi ile daha karşı karşıyayız. 28 Şubat gibi, Gezi hadiseleri gibi şüphesiz 17 Aralık da bunlardan…

Daha önce Adnan Menderes’e yapılanlar, sonrasında Özal’a yapılanlar hemen hemen tıpkısının aynısı şeklinde şimdi de mevcut hükumete karşı yapılmakta, yok diktatördü yok hırsızdı şeklinde asılsız ithamların ardı arkası kesilmemekte…

Sosyal medyada öyle bilgiler dolaşıyor ki insan şaşkınlıktan küçük dilini yutacak nerdeyse… Menderes döneminde de Özal döneminde de şimdi yani Erdoğan döneminde de belli başlı gazetelerde atılan “diktatör” manşetlerinin aynılığını görünce bunları düşünmekten kendimizi alamaz olduk…

Ülke bir parça ayağa kalkar gibi olunca tüm “dünya” iç ve dış şer odaklarınca mevzu bahis lideri yıpratmak ve onu el öpmeye zorlamak için içerdeki ve dışarıdaki güç odaklarını harekete geçirmekten çekinmez oluyorlar…

Bu ülke sanki demokrasi ve diktatörlük arasında tercih yapmaya mecburmuş gibi… Bu ülke kurulduğu günden bu yana iç ve dış şer odakları tarafından sürekli “diktatörlük ve demokrasi” kıskacında tutulmaya çalışılıyor neden acaba?


Basına yansıdığı şekliyle, onlarca örneğinden yalnızca bir tane numune kabilinden söyleyecek olursak; İsrail Dışişleri eski Bakanı Tzipi Livni, “İsrail’le yolunu ayıran bedelini öder” diyor. Görüldüğü gibi adam açıkça tehdit ediyor… Siz alın 17 Aralık operasyonları diye adlandırılan süreci bu söz ile tekrar değerlendirin…

Şahlanmaya ve olması gereken şahsiyetine bürünmeye çalışan Türkiye’ye kafa tutan bu Siyonist sese tepkiler de gittikçe artıyor…

Hükümet başkanı etrafında kenetlenme şeklinde tepkisini ortaya koyan halk: Asimetrik savaş taktikleriyle indirilmeye çalışılan hükümetin düşmanlarını iyi tanımak gerektiğine dikkat çekti…

Şahsi menfaatlerini demokrasi talebi diyerek dayatanlara ve hükümetin bu taleplerine boyun eğmemesi karşısında diktatör nitelemesi ile gözden düşürmeye çalışanlara karşı eleştirilerini şöyle dile getirdi:

Demokrasi mavalıyla oyalandığımız iç ve dış menfaat odakları tarafından sömürüldüğümüz yeter.

Sayın Başbakan, tüm bu demokrasinin anası, babası beşiği, eşiği olan mihrakların kendisine karşı başlattığı yok etme hamlelerinin neticesinde tüm saldırıları berhava ederek demokrasiyi tahkim etmeyi düşünüyorsa yazık olacak… Onlarla dövüşüp, dövüşü kazanıp yine onların yoluna revan olmak… Olacak şey değil… Diyerek tepki gösterdi.

Ve sayın başbakanın eşrafı bu mevzuu anlamalı, buradan yeni devlete makas değiştirmek zarureti ortada değil mi, önce kadroları o makas değişikliğini mümkün kılacak şekilde yeniden düzenleme yoluna giderek…


Yeni bir yol haritası ihtiyacının günbe gün kendisini hissettirdiği bu tarihi günlerde birçok aydında yeni açılımlar ihtiyacına dikkat çekmeye devam ediyor:

“Bu bir İstiklâl Mücadelesidir” doğru teşhisiyle birlikte defaatle tekrarladığımız üzere ASIL KURTULUŞ ve YENİ DEVLET KURULUŞU konusunun ertelenmesi mümkün değildir. Bu ise yeni bir sistem-dünya görüşü zaruretini ihtar eder.” Şeklinde durum tespiti yapan yazar Abdullah Kuloğlu’nun yanı sıra pek çok aydından da yeni dönemin yeni hedefler istediğine dair açılımlar geldi.


Bu mana etrafında dikkat edilmesi gereken bir başka toplantı gerçekleşti:

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz bir konferans verdi. Konferansta gündeme taşıdığı mevzular ile dikkatleri üzerine çeken Ahmet Akgündüz:

“Bediüzzaman’ın müjdesi, Birleşik İslam Devletleri doğacak”

Bediüzzaman Hazretlerinin Hutbe-i Şâmiye’deki müjdelerine göre, bunların hepsi bir doğumun sancılarıdır dedi.

Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi Konferans salonunda, Pendik Belediyesi, Kübder Derneği ve Eddai Vakfı’nın organize ettiği ve Prof. Dr. Ahmet Akgündüz tarafından “Bediüzzaman Said Nursi, Müsbet Hareket ve İslam Âleminin Geleceği” konulu bir konferans gerçekleştirildi.

“Bediüzzaman Hazretlerinin ezanın aslına çevrilmesi, Risalelerin devlet eliyle neşri ve Ayasofya’nın ibadete açılması gibi vasiyetlerinden birini, ezanı Adnan Menderes yerine getirmiş. Risalelerin devlet eliyle neşrini bugünkü irade yerine getirmekle, Bediüzzaman Hazretlerinin müjdesine lâyık olmuştur.” diyen Akgündüz, “Bugün Türkiye, Mısır’a benzetilmek isteniyor. Bugünkü irade bu musibetten emin olmak ve kurtulmak istiyorsa, Ayasofya’yı da ibadete hiç çekinmeden açmalıdırlar.” diyen Akgündüz konuşmasını, konuşmasını “Her şey zıddıyla bilinir. Bakınız Mısır’a, Afganistan’a, Irak’a, Filistin’deki zulme… 100 binleri geçen Suriye’deki şehitlere, milyonları bulan yetimlere, dul kadınlara, v.b. bakınız. Bir de Türkiye’mizin istikrar içindeyken karıştırılmak istenmesi de bir nevi kış havasına benziyor. Bediüzzaman Hazretlerinin Hutbe-i Şâmiye’deki müjdelerine göre, bunların hepsi bir doğumun sancılarıdır. Bediüzzaman Hazretlerinin müjdelediği Birleşik İslam Devletleri mutlaka doğacaktır.” şeklinde sürdürdü…

Milyonluk mitinglerde kendisine dualarla icabet eden Ümmet-i Muhammed’in ortak temennisini dile getirmiş olan Akgündüz’ün bu ifadeleri, Müslümanca bir dünya için Necip Fazıl’ın kültür mirası üzerine altmışa yakın eser vererek ümmetin ufkunu açan ve kavgasını verdiği ideali, “Başyücelik Devleti -yeni dünya düzeni-“ ismiyle ayrıca bir kitap olarak Ümmetin faydasına suna ve hedefinden taviz vermediği için 17 yıldır çeşitli işkencelere maruz bırakılarak cezaevinde tutulan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun:

“Bugün İBDA, Said Nursî Hazretlerinin rüyasını gördüğü bir temsil plânındadır ve bu mânâda İBDA’nın kadrosudur.” şeklindeki ifadesini hatırlattı.

İBDA Mimarı Mirzabeyoğlu’nun suçlandığı iddianameyi okuduğunuzda aynen şu cümlelere rastlayacaksınız: “Tüm Ortadoğu’yu da içine alan Birleşik bir İslam Devleti kurmak” durum anlaşılıyor mu acaba? O İdeali sürdürdüğü için 17 senedir zindanda olan Mirzabeyoğlu niye hâlâ cezaevinde filan sorusuna da cevap teşkil edici bir örnek bu …


Üstad Necip Fazıl, ideal Cumhuriyet şeklinde nitelediği “Bağımsız Federe İslam Devletleri” şeklinde formülüze edilebilecek olan Başyücelik idealini İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ isimli eserinde ayrıntısı ile kaleme almıştı.

Üstad Necip Fazıl hayranı liderlerin önderlik ettiği, yeni bir yol kavşağında olunduğunun her aşamasında görüldüğü bu süreçte tamamen yerli, kendi kültür-irfan köklerimize bağlı olarak sistemleştirilmiş bu yönetim modelinin yeni dönemde dikkate alınacağı düşünülüyor…

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.