Okula Mescit Yapmak Mı Mescidi Okul Yapmak Mı?
Yeni bir dünya hayali kuran bizler için yeni neslin yetiştirilmesinin ne kadar da ertelenemez bir gereklilik olduğunu izah etmeye bilmem ki lüzum var mı? Aziz İslâm’ın hâkimiyetinin bu topraklardan uzaklaştırılmasından bu yana içine düştüğümüz garibanlığımızın sınır tanımaz sefaletinin artık içselleştirildiği açık bir durumdur… Temelde aziz İslâm’ı bu topraklardan söküp atmanın adı demek olan “vatan kurtarıcılığının” zirve yaptığı zulüm dönemlerinde, vatan evlatlarının analarından emdikleri sütün burunlarından getirildiği ihanet günlerinde alimlerimizin ümmetin tamamen İslâm’dan uzaklaşmaması için tutturmuş oldukları maslahat yollarının bugün hâlâ tek olması gerekenmiş gibi sürdürülüyor olmasını yeni taleplerde bulunmaktansa eskilerin fethettikleri alanlarda fatihçilik oynanması ile yetinilmesini eleştirmeyelim de ne yapalım?..
Her türlü dinsizliğin kendisine dayatıldığı Anadolu evladı yine de dininden uzaklaştırılamamış bir şekilde bir yerlerden dinine tutunmaya devam etmiş bu aşılmaz iman karşısında sistem bakmış ki dinsizlik dayatmasından bir netice alamayacak yine aynı maksada ulaşabilmek için dinde reform çağrısı yapan sapık ekollere pirim vererek maksadına ulaşma yollarını denemiştir… Lakin Anadolu evladının bu türden sapık ekollere de itibar etmediği görülünce başka bir yol tutulmuş ve “Avrupa normlarında” bir dindarlık telakkisine razı olmuş çevrelerin önünü açmak yoluna gidilmiştir… Takriben yüz yıllık yakın tarihte bunun birçok örneklerini görebilmek mümkündür… Bu süreçte olması gerekenden epey uzaklaşılmış olması dolayısı ile süreç içerisinde artık ihtiyacı da algılayabilmek şartlarından epeyce uzaklaşmış bulunuyoruz ne yazık ki.
Çocuklarımızı okullara göndermemiz gerektiğini söyleyerek artık on iki yıla çıkarılmış olan mecburi eğitimde aptal avuturcasına sisteme konulmuş bulunan birkaç ders ise sadre şifa olmak değil de talebin önünü kesmek maksadı güttüğü intibası uyandırmaktadır. Sus payı niyetine matuf diye kabul ettiğimiz yeni açılımlar ile aziz İslâm’ın kastettiği Müslümanın yetiştirilmesi gayesinin güdülmediği yahut eğer niyet halis ise bu kadarının maksada hizmet etmeyeceği açık. Bu kadarı ancak mevzuu sulandırmaya, ihtiyacı söndürmeye yeter. Bu bilinmeli.
İçerden ve dışardan hainlerin elinden gerçekleşen Osmanlının tasfiyesi ve bu topraklardan sökülüp atılması sürecinin neticesinde tesis edilmiş bulunan yeni nizam elbette kendi çocuklarını doğurmanın biricik yolu olarak kendi ideolojisi merkezli kendi müfredatını oluşturdu ve bu topraklarda yerleştirmeye çalıştıkları devrimlerinin insanını yetiştirmeye matuf okullar açtılar. Bu okulların müfredatları da haliyle elbette aziz İslâm’ın kastettiği insanı yetiştirmek değil de kendi devrimlerinin murad ettiği insanı yetiştirmeye yönelik oldu, oluyor ve müdahale edilmezse olmaya devam edecek…
Yeni bir dünya hayali kuranlar o yenidünyanın değerlerinin yeşereceği eğitim kurumlarını, pazarlıksız müfredatları ile oluşturabilmenin yollarını keşfetmek, açmak, o yolları açmak için mücadele etmek zorundadırlar… Laik vasatlarda yetişmiş ve “din”de bir ucuna iliştirilmiş insan keyfiyetiyle kurulacak yenidünya bizim dünyamız olmaktan uzak olacaktır ve ancak mevcut dünyanın yeni bir kılıkta yeniden hayat bulmasından öte mana taşımayacaktır…
Çocuğumu senin ilkelerini dikte ettirdiğin okullara göndermek zorundayım, dinimin ilmini bile senin anladığın şekilde anladığın kadarıyla anladığın şekliyle öğrenebileceğim. Ve sen bunun Hürriyet -Demokrasi olduğunu söyleyeceksin. Modernizmin ve modernizm imkânlarının ne de güzel bir şey olduğunu söyleyecek ve bunun kabul edilmesi gereken bir iyilik olduğunu ilan edeceksin… Her anlamda cahil bırakılmış halkımıza dayattığın 19 ve 20.ci yüzyıl değerlerinin, o allanıp pullanmış değerlerin içinin ne bedbaht bir gayya kuyusu olduğunu acı tecrübelerle de olsa fark edeli çok oldu hamdolsun… Bizler yani Ümmeti Muhammet artık az olanla yetinmek zorunda olmadığımıza inanıyoruz, çağı ve çağın insanını kafasına göre şekillendirmek isteyenlerin vermiş oldukları ile yetinmemek gerektiğine inanıyoruz, sizin verdiklerinizle yetişecek çocuklarımızın ahiretinin kurtulmayacağına inanıyoruz. Sizin gerçekleriniz bağlamında yetişmiş nesillerle dünyamızın ahiretin olması gereken tarlası haline getirilemeyeceğine inanıyoruz… Dinini, oluruna getirmeden, Resûl’ün Allah’tan getirdiği şekliyle, sahabeden geldiği şekliyle, Müctehid imamlardan geldiği şekliyle öğrenmemiz gerektiğine inanıyoruz… Ancak bu şekilde bu dünyanın ahirette makbul meyveler veren bir gülistan olabileceğine inanıyoruz… Malum ya hani çevre şartları oluşturulmadan elma bile yetiştirilemez, aynen öyle… Sen bu talebin önünü ölesiye kapatacaksın… Ve ben bu mevzudaki taleplere ne kadarda tepkili olduğuna bakacak ve ne kadar da tahammülsüz RADİKAL bir kâfir olduğunu düşünmeyeceğim… Böylece sözümüz kime olmuş oluyor, bu talebin önünü tıkayan herkese, bu talebin gerçekleşmesinin önünde duran herkese olmuş oluyor… Evladımı sana vereceğim, sen benim için takdir ettiğin şekilde yetiştirip bana teslim edeceksin… Ve kardeş kardeş yaşayacağız… Olur… Biz İslâm’ı oluruna getirmenin derin siyasetini keşfetmiş, İslâmi zuhuru “Avrupa normları” dâhilinde gerçekleştirme gereğini keşfetmiş (!) çağ maymunlarının bizlere anlatıp davet ettiği Müslümanlığa değil… Bunların akıllarıyla aziz İslâm bütününün içinden yontup çıkardıklarına değil… İmam Hanefi hazretlerinin, İmam Şafii Hazretlerinin, İmam Malik Hazretlerinin, İmam Hambeli Hazretlerinin bizlere naklettiği Müslümanlığa talibiz… Ve evlatlarımızı onların gerçeklikleri içerisinde eğitip yetiştirebilmenin gereğine inananlardanız… Biz modern aklın ahmaklığından neşet etmiş müfredatın okullarına değil biz Akl-ı Selîm toprağında zuhur etmiş keyfiyetin müfredatına talibiz… Hâsılı okullarda mescit değil okulların mescit olmasına talibiz… Bizim açımızdan “dava” şimdilik bu imkânın önünün açılması için çalışmaktan ibarettir… Yeşil bahçe medreselerimizin, ibda’sı, inşa’sı ve ihya’sından… Hedefimiz çocuklarımızın kendi iman tarlamızda yetişmesini mümkün kılacak müfredatı, tarzı ortaya koyabilmek bunun için birkaç söz söyleyebilmek, o koca sarayın inşasına giden yolda mevcut çorak araziye ilk birkaç kazmayı vurabilmek… Eğitim meselesi elbette çok büyük bir meseledir ve biz bir tıp doktoru olduğumuz halde kalemimiz neden bu mevzua kayıvermektedir anlamak isteyen Abdülhamit’i tahtından eden İttihat Terakki isimli ihanet şebekesinin kurucularından Doktor Nazım Bey’in hayatına bakıversin yeter…
Kendi imanımızın keyfiyet tarlası üzerine bina edilmiş mektepler? Dünyayı kazanayım derken ahireti kaybetmeyen, ahireti dünya için değil de dünyayı ahiret için gören, dünyanın ahiretin tarlası olduğu hakikatini ruhlara bütün inceliği ile kazıyacak nakış nakış örecek mektepler, akademiler nasıl mümkün olabilir bunun davası? Sözümüz, Kurân-ı Azimüşşan’ı “yüzünden okumaktan” sıkılmış olanlara?..