Safları Sıklaştıralım!
Son durumlara susmayı yeğleyen bir akli meleke sahibiydim. Açıkçası susmak da en hayırlısı idi baştan beri özellikle biz avam için. Özellikle mümin kişilikteki insanların ıslah edici bir yol izlemeleri elzem görünüyordu. Kardeşin kardeşle gıtallaştırılması şeklinde bir düşünce bastan beri kabul edilemez, kardeşlersiniz diyen bir Rabbe karsı boyun eğmeme sebebi olabilecek bir durumdu. Bastan beri hazzetmediğim, hadi sende gir cemaate bir suru imkanları var çağrılarının beni deli edip, ‘üstüne para verseler’ yine gitmem diye cevaplandırdığım bir suru süreci yaşadım. Abilerde kaldığım süreçte tek sayfa Kuranla hemhal olmak şurada dursun risale bile okunmamıştı diyebilirim. Gördüğüm tek şey oyun eğlence hadi gençleri ısındıralım olmuştu. Ama dünyaya meyleden herkesin düştüğü yanlışa düşüyorlardı. Kalpleri ısındıran Allah’tı kardeşim. Velhasılı ısınmadı gitti su naçar yüreğim evlere. Ya bir de hoca dediğinin sakalı olur! Pensilvanya’da da kolluklar var sakala laf eden herhal! Aklıma gelen gelmeyen onca şey ve maddiyat üzere kurulmuş tüm kurumların son bulması gerçekleşiyor ve cemaat miladını tamamen dolduruyordu.
Tüm bunlar bizleri duygusal olarak etkiledi şüphesiz. Yıllardır sineye çekilenler, duymazdan, görmezden gelinenler, abi Müslümanlar gelsin iyidir ya demeler hepsi yine ‘Amerika’nın oyunu abi’ düzeyine geliveriyordu. Umutsuz olmamamız bizi olduğumuz yerde kalmaya itmemeliydi, umuttan anladığımız bu olmamalıydı. Yapılanlar bu kadar göz ardı edilmemeliydi ve en önemlisi neden şimdiyi bekledik sorusu da aklımıza balyoz gibi inmeliydi… Daha sert indi! Evet ortada bir sorun, bir problem, bir nahoşluk vardı, ama susmanın neticesinde bugün kokusu bütün herkesi etkileyecek boyutlara geldi.
Tüm bunlar olurken dün bütün fikriyatımızdan aşağıya sıcak sular döken bir olayla karşı karşıya kaldık. İlk aklıma şunlar geliyordu: Bizler sıcacık yataklarımızda, elimizi sıcak sudan soğuk suya koymaya tahammül edemezken, başımız ağrıyınca hastanelere koşarken, bir gün giydiğimize ikinci gün ters bakıp, yediklerimizi beğenmezken, Suriye’de Şam’da, Arakan’da, Türkistan’da, Gazze’de ve cihadın hiç durmadığı silahların susmadığı birçok beldede, açlıktan ağlayan çocuklar, su bile bulamayan yavrular, feryat edecek gücü dahi kalmamış analar, ağlamaya dermanı olmayan nineler, acısını içine gömen dedeler, elinde silahla düşman bekleyen yiğitler, ağıtları gökyüzünde yankılanan mustazaflar, ayaklarında giyecek ayakkabısı dahi olmayan yetimler…
Bu liste uzaar giderdi velhasıl. Hemhal olduğumuz düzende sadece dünya ile meşgul olmanın üzerimize verdiği ağırlık, başımızı secdeye, elimizi semaya kaldırmaya mani oluyor. Bu ağırlık dünyayı sevme ile orantılı olarak artıyor. Vehn tohumu her geçen gün daha çok güneş alıyor ve yeşerdikçe yeşermeye devam ediyor.
IHH’ya bir komplo kurulmuş çakallar tarafından evet! Bülent başkan günler öncesinden ‘olacak’ demişti. Bizi etkileyen bir şey yok. Bizde değişen bir şey yok. Kalbimiz mutmain. Zaten aklıma mustazafların gelmesi de onlara bu bağlamda yardım eden kurumun İHH olmasıdır. Gazze’de yüzbinlerce çocuk ölürken ses etmeyenlerin, İsrail’de bir havan topuyla ölenlere yas tutmasıydı şu an bizi düşündüren. Neydi saf mevzuu. Herkesin safını belli etmesi nedendi? Allah katında saf saf olmamız istenirken birilerinin bir adım önde durması çıkıntılık değildi de neydi?
IHH’ nın konvoyundan güya silah çıkmış. Bizi etkiledi mi? Hayır. Allaha şükürler olsun ki olan her şey bir turnusol vazifesi gösterip safları da belli etmemizi kolaylaştırıyor. Hani derler ya “it ürür kervan yürür!
Bizim Rabbimize anlatacak hikayelerimiz var. Cicili bicili, bol uçmalı, menkıbelerle dolu hikayeler değil fakat! Bizim Rabbimize anlatacak hikayelerimiz var. Çünkü işleyen kanun Allah’ın. Ve biliyoruz ki, mustazaf da, münafık da, mümin de, kafir de, çiçek de böcek de… imtihan vesilesi olarak varlar. Biz diyebilir miyiz ya bu münafıklar niye var diye? İşte bu bilinçte olmak ve daha çok çalışmak! Allah’ın huzurunda saf saf olmuş kullar, Allah için seven, Allah için buğzeden müminler olabilmek. Ne güzeldir Allah’ın sevdiğini sevdirmesi. Öyleyse dostlarım;
İçinde bulunduğumuz durumda daha çok kenetlenmeye ihtiyacımız var. Daha çok biz, daha çok kardeş, daha çok sevgi, daha çok fedakarlık, daha çok dayanışma, daha çok özveri, daha çok DUA, daha az enaniyet, daha az sinir, daha az tahammülsüzlük, yok kadar az küfür, daha sesli Allahuekber, daha sesli hasbunAllah.