Önümüze Bakma Metodu
İçinden geçtiğimiz günler bize içinden çıkılmaz ve karmaşık olaylar silsilesi hazırlamıştır. Bu doğrudur. Yol almaya çalışan herkes de bunu hissedecektir. Ne durumda olursak olalım imtihan beğenme gibi bir lüksümüz yok. En nihayetinde Allah’ın istediği olmaktadır ve çıkılacak yollar O’na başvurulduğunda aydınlanacaktır.
Dünya sarsılmaya başladı. Dengeler yerinden oynuyor. Hak ve batılın mücadelesi her zaman olduğu gibi devam ediyor. Ama kanlı ama sözlü fitneler her zaman olacaktır. Müslüman hazırlıklı olmalı ve sapmalara karşı kendisine azığını hazırlamalıdır. Deprem yakındır ve hatta depremin içinde titriyoruz. Tedbir alanlar yol alacaktır. Ama iyi ama kötü. Tedbir almayanlar ise belki çok rahat ve dertsiz bir hayat yaşayacaklar fakat afakta görünen onlar için hayırlı olmayacaktır.
İslam kendinde şüphe olmayacak şekilde bir ‘nur’dur. Bu nur kavramı nasıl anlaşılır bilmem ama Kuran’ın bir şeriatı ve yöntemi vardır. Ve Allah’ın ipine yani Kuran’a ve Resulullah (sav) latif hayatına “bir bakmalı” diye düşünen insan hata edecektir. Bir bakan kendisine o nurdan bir şey almaya da muktedir olamaz. Yollar tutulmuş, taşlar bağlanmış ve şeytan bütün rollerde aktif şekilde oyunlarını oynamaya başlamıştır.
Peygamberî metot ‘’Kuran bildirisinin nebevi bir tebliğidir.’’ Gerçekten de Kuran kemale ermiş bir insan için bütün hayat meydanlarında her tür düşünce ve uygulama metodunu barındıran bir kitap olmuştur. Allah bize hikâye anlatmamıştır. Kıssadan hisseler ve her hayat durumuna uygun insan modelleri ve karşısına da peygamberi tavır koymuştur. Bu Kuran’ın en büyük mucizesidir. Kuran’a öncelik vermeyen, ‘bir bakıp çıkacağım’cı mantık Kuran’dan bir metot almaya muktedir olamaz. Çünkü gayesi o değildir. Kuran hayat ve miatta saadete, olgunluğa götüren sair eylemleri kapsamıştır.
Bu böyleyken Müslümana şeriatın maslahat ve maksatlarına ulaşmayı sağlayan birçok yol varken tek bir yol üzerinde takılıp kalmaması gerektiğini öğreten KURAN metodudur. Yani demokrasi, laiklik bir gerçektir ama ne onlar bir amaç ne de Kuran geri kalabilecek bir kitaptır. Şeriatın hedeflenen maksatları birdir fakat onlara ulaştıran yol ve yöntemler yaşanılan pratik gerçekler arasındaki farklılıklar kadar çoktur. Yusuf Suresi’nde Yakup (as) oğullarına farklı kapılardan girmelerini bunu da bir tedbir olarak yapmalarını söylemiştir. Müslüman başına geleceği savamaz fakat şeri dairede kendisine metotlar belirleyebilir. Ve kim diyebilir bu metotlar Kuran’da yok diye. Bence vardır ve bunu araştırmaya da âlimler bizden daha muktedirdir. Bu bağlamda bir serzeniş olarak İslam âleminde pratik ve maslahata dünyevi düzenin oluşumuna önem veren ve uygulamada yol gösterici olabilen bir elin parmaklarını geçmez alim var.
‘’Her birine bir şeriat ve bir yöntem verdik’’ (Maide suresi 48. Ayet)
Benim değinmek istediğim nokta da burada gizli sanırım.
İşte tam burada şunu açık şekilde söylemeliyiz. Şeri olmayan yollardan uzak durarak yöntem belirlemek bizim işimizdir. Suriye’de bu böyledir. Müslüman duygusaldır ama şer’i hükümler önce göz önünde bulundurulmalıdır. Mısır’da yöntem belirleme işi İhvan’a kaldı ve belirledikleri yöntem Hasan el-Benna’nın yöntemiydi ve Kuran’la paraleldi. Geçtiğimiz günler bize daha çok karmaşalar ve vahşetler göreceğimizi gösterir niteliktedir. Şu bir metot olarak karşımızda durabilir.
‘’Zulmün olduğu yerde siyasi mülahaza yapılamaz’’
Ama bu bir metot ve yöntem belirlemeyeceğimiz anlamına gelmez. Biz her çarpanından aynı sonucu elde ettiğimiz bir dünya düzeninde yaşıyoruz. Evet demokrasi bir gerçektir, laiklik bir gerçektir fakat müminin ilk elden şunu beynine yazması gerekir. Bu düzenler bizden değildir, davetsiz birer misafirdirler ve evet müntesipleri tarafından vahşi birer canavar gibi kullanılıyorlar. Canavara dokunduğumuzda, kuyruğuna bastığımızda bize nasıl zararlar verdiğini gördük. Canavarın kuyruğuna basılmaz gördük. Ama canavarla birlikte yaşanılmayacağını gördük. Zamanı geldiğinde en kısa yoldan tekmeyi vuracak ve Kur’an’a yüzümüzü döneceğiz.
Bu bağlamda demokrasiyi araç olarak kullanmaya çalışanların çoğunluğu onu amaç haline çevirmiştir. Benimsemek başka bir şeydir kardeşler. Benimsediğin bir şeyi söküp atamazsın. Evet demokrasi bir araçtır ve kuyruğuna basılmaması gereken bir canavar topluluğu tarafından kontrol edilen başı ezilmesi gereken bir canavardır. Ama bizim buradaki tavrımızı düsturumuzu Kuran olarak belirleyerek göstermemiz gerektiği çok aşikâr. Demokrasi, felsefe, laiklik, emperyalizm ve sair bütün insani düzenlerde bir ortak yön var. O da insandır.
Ve Allah insani en güzel kıvamda yaratmıştır (tin suresi) İnsana Allah’tan daha çok kim değer verebilir? Bir çocuğu anasından daha çok kim sevebilir! O düzenlerin insan değeri yıkık ve döküktür ama yöntem belirleyerek bu şeyler lehimize döndürülebilir.
YÖNTEM 1: Müslüman tek bir yolda yürüyemez. Tedbirlerini her zaman almalı ve pisipisine teslim olmamalıdır. (Yusuf Suresi 68. Ayet)
YÖNTEM 2: Gizlenme de bir metottur. Hedeflenen şeriat amaçlarına ulaşma yolunda şahsa yönelik tehditlere karşı bu yöntem belirlenebilir. (Kehf suresi 19.20. ayetler)
YÖNTEM 3: Suçlu kâfirleri öfkelendirme metodu: (Tevbe suresi 120)
Evet, bu metot bize sunulmuş bir psikolojik tahrip metodudur. Öfkeli düşman sakin düşmandan yeğdir. Ama düşmana bu psikolojik baskıyı kurmalı ve aramızda tefrika oluşturmamak bunda etkili olabilir.
YÖNTEM 4: Zalim olanlar dışında en iyi yöntemlerle mücadele metodu: (Ankebut 46)
Bu metot bize verilmiş bir ültimatomdur. Geçenlerde bir mitingde (mısır mitingi) açıklar var diye serzenişte bulunup onlara ters bakan arkadaşlar gördüm. Metot bu olmamalı tabi ki. Zalimin karşısında olan varsa bizim yanımızdadır. En azından onu kazanmak çaba olmalıdır. Ters davranıp soğutmak değil.
YÖNTEM 5: Bir metot olarak önümüze konan bir başka hususta; ahlak, huy ve yapıda farklılık, ayrılık ve çeşitliliğin göz önünde bulundurulmasıdır. Allah şeriatlarda, inanç ve akidelerde, kültür ve sanatta, dilde ve edebiyatta, kavmiyet ve medeniyetlerde, cinslerde ve renklerde, kabilelerde ve milletlerde, halklarda ve devletlerde sürekli bir farklılıkla yarattı. Bu O’nun cc murat ettiği ve bize imtihan olarak sunduğu bir şeydir.
Örneğin Ömer (ra) farklı bir minhaçta, Ebubekir farklı bir minhaçta yaratılmıştır. Bu onlara Resulullah’ın (sav) farklı metotlarla yaklaşmasını sağlamıştır. Ebubekir’e davrandığı gibi Ömer’e davranmazdı. Ama ikisini de bulundukları huy yapıları ile en iyi şekilde kullandı.
“Muhakkak ki çabalarınız farklı farklıdır” (Leyl suresi 4. Ayet)
“O, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık” (Taha suresi 53. Ayet)”
“…Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir”’ (Maide suresi 48. Ayet)
Biz mezheplerle amel eden insanlar olarak muamelatta farklılıklar içinde yüzmekteyiz. Kabe’de namaz kılarken herkesi kendimiz gibi namaz kılmaya itemeyiz! Bazı toplumları Allah savaşçıl yaratmıştır. Onlar her an savaşarak Allah’ın dinini ayakta tutar. Bir toplumda fıkıhta ilerlemiştir, onlarda o şekilde tutarlar.
Allah’ın şeriatı ve muradı ‘la ilahe illallah’ olduğuna göre yeryüzündeki insanlar farklılıklarıyla birlikte bu uğurda çaba harcamalıdırlar.
Çabalarımız Kuran’a göre olmalıdır. Evet, içinde bulunduğumuz dünyanın gerçeklerini yadsıyamayız. Ama Kuran dışında hiçbir düzen amaç olamaz. Onlar davetsiz birer misafirdir ve biz onlara bir gün gidecek gözüyle bakarız. Allah çabalarımızı eksik bırakmasın…