“Ayaşlı Şakir / Hayatı Ve Şiirleri” Üzerine-

Yayınlama: 01.01.2014
Düzenleme: 22.04.2015 17:37
1.795
A+
A-

Zaman zaman akademik ve kültürel camiadan hocalarım, arkadaşlarım ve dostlarım kitaplarını hediye ederler. Böyle kitapların benim için ayrı bir yeri vardır. Bunların kimileriyle ilgili olarak bir tanıtma-değerlendirme yazısı yazmak boynumun borcu olmuştur. Zaten o zamana kadar dikkat çekememiş, tozlu raflarda kalmış olan bu kültür değerlerimizi tanıtmak kitabın müellifinin duyduğu hazza yakın bir haz verir bana. Bilimsel çalışmalarındaki ince eleyip sık dokuyan üslûbuyla değerli hocam ve ağabeyim Konya Lisesi emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Ali Işık’ın 17.11.2011 tarihli “Muhterem meslektaşım Dr. Aziz AYVA Hoca’ma…” ifadeleriyle imzalayıp hediye ettiği Ayaşlı Şakir / Hayatı ve Şiirleri (Aralık 2011) adlı kitabı benim için bu kabilden bir kitaptır.

Konyalı olmamakla beraber, Konya kültürü için çalışmış bulunan Ayaşlı Şakir Efendi’nin hayatı ve edebî kişiliğiyle ilgili ne yazık ki derli toplu bir çalışma kaleme alınamamıştır. Konya Lisesi’nde görevine devam ettiği yıllarda okulun kütüphanesinde başka bir kitabı ararken bulduğu ve çoktan unutulmuş bulunan Şakir Efendi ile ilgili bir kitabın akademik ve kültür çevrelerinin yeniden hizmetine sunulması gerçekten dikkate şayandır.

Kitap şu bölümlerden oluşmaktadır:

Ön Söz, Kısaltmalar, dört Bölüm, Ekler ve Bibliyografya.

Ön Söz’de yazar, 1985 yılında üniversite hayatında Ayaşlı Şakir’e ait olduğunu öğrendiği ve çok etkilendiğini ifade ettiği bir beyitten yola çıkarak Ayaşlı Şakir Efendi ile olan gizli yolculuğunun hikâyesini hoş bir üslûpla anlatmaktadır.

Kısaltmalar’da, kitap içinde sıklıkla kullandığı ve okuyucuya büyük kolaylık sağlayan kısaltma işaretlerinin bir listesini vermiştir.

I. [Bölüm] Ayaşlı Şakir’in Hayatı adını taşımaktadır. Yazar burada, kitabın orijinal halinde kapalı hâlde kalan bilgileri arşivlerden araştırarak açıklığa kavuşturmaya çalışmış ve sık sık kullandığı dipnotlarla bu bilgileri zenginleştirmiştir. Bu bölümde; Çocukluğu ve Öğrenimi, Öğretmenliği, Evliliği, Tokat Günleri, Konya’ya Dönüş ve Ruhundaki Değişim ve Vefatı başlıkları bulunmaktadır.

II. [Bölüm] Hatıra ve Rivayetler adını taşımaktadır. Bu bölümün başında şu ifadeler dikkatimizi çeker: “Tokat’ta yaşadığı maddi-manevi sıkıntıların da tesiriyle Şakir Efendi’de olağanüstü hâller zuhur etmeğe başlar. Ona, kimilerince “veli”, kimilerince “meczup”, kimilerince de “deli” dedirtmiş ve hayat kronolojisinde yer bulamamış bazı hâl ve vakalara bu bölümde yer verilmiştir. Bu kısa nüktelerin bazılarındaki olaylar, Ayaşlı Şakir’in hayat hikâyesiyle çelişmektedir. Ancak, Balıkesirli Abdülaziz Mecdî Tolun kanalıyla nakledilen bu rivayetlerin, onun hâletiruhiyesinden ipuçları vereceğine inanıyoruz.”  Yazımızın sonunda Şakir Efendi’nin nüktedan kişiliğini gösteren iki rivayete yer vereceğiz.

III. [Bölüm] Sanat ve Şahsiyeti adını taşımaktadır. Yazar burada Ayaşlı Şakir Efendi’nin Gençliğindeki Şiirler ve Tokat Devresini tahlil etmektedir.

IV. [Bölüm] Şiirleri adını taşımaktadır. Burada, Şakir Efendi’nin şiirleri açıklamalarıyla birlikte ve türlerine göre verilmiştir.

Ekler’de Ayaşlı Şakir’in bir mektubuna, mezar taşına ve İsmet Balkan Hanımefendi’nin Şakir Efendi’nin mezar yerini gösterirken bir fotoğrafına yer verilmiştir.

Bibliyografya’da ise eserin hazırlanmasında yararlanılan kaynaklar bilimsel kriterlere göre sıralanmıştır.

Sonuç olarak şunları söylemeliyiz. Konya kültürünü bir bütün hâlinde inceleyebilmek, masaya yatırabilmek için Konya’da görev yapmış olan kültür adamlarının biyografilerini de incelemek, kaleme almak gerekmektedir. Ayaşlı Şakir Efendi de, önceleri Dîvân edebiyatı geleneğinde, İstanbul’a geldikten sonra da Muallim Naci ekolünde yazmış olduğu şiirleriyle, bir edibin buhranlarını tam olarak yansıtmış çileli hayatıyla incelenmesi gereken bir şahsiyettir. Çalışmanın akademik çevrelerce yararlanılabileceğini söyleyebiliriz. Biz Ayaşlı Şakir Efendi’nin nüktedan kişiliğini gösteren iki rivayeti aşağıya alarak yazımızı noktalarken Ali Işık Beyefendi’yi tebrik ediyoruz.

Ayaşlı ve Sivaslı Ali Kemali

Ayaşlı Muallim Şakir Efendi, kendisine hizmet eden Sivaslı Ali Kemali Efendi’ye dermiş ki:

“Elime fırsat geçerse ilk evvel senin kafanı bir vuruşta keserim.”

Diğer bir hizmetkârına da:

“Seni de öldüresiye döver, bırakırım.” dermiş.

Filhakika bunlardan Sivaslı Ali Kemali Efendi, Millî Mücadele’de Konya’da Kuvâ-yı Milliye kumandanlığına tayin olunmuş. Muhalif Konyalılar tarafından şehit edilmiştir. Sonra Kuvâ-yı Milliye yerini aldığı zaman bunun intikamını almak için ön ayak olanlardan otuz altı kişiyi idam etmiştir.

Diğer zat da bu hadisede muhaliflerden ölünceye kadar dayak yemiş; ölmüş diye bırakıp gitmişler. Sonra, aklı başına gelmiş ve yaşamıştır. Ve bu suretle Şakir Efendi’nin kerameti de zahir olmuştur.

İçinde Yoktum

Birgün Sivaslı Ali Kemali Hocaefendi’ye bir haber gelmiş, senin Şakir Efendi’yi Zindankale’de dövüyorlar diye. Vakit akşam karanlığı imiş. Hoca Efendi koşa koşa tarif edilen yere gelmiş, Şakir’le arasına 25-30 metre kalmış. Şakir baygın yatıyormuş, ama Şakir Efendi’nin her hücresinden Allah lafzı celali çıkmakta, birkaç yüz insan varmış gibi sesler gelmekte imiş. Hocaefendi biraz korkmuş, yerden bir taş alarak yakına atmış ve Şakir diye seslenmiş. Sesler kesilince yanına varmış. Seni dövdüler mi diye, sorunca Şakir Efendi:

  • Evet, ben içinde yoktum, kalıba biraz vurmuşlar, diye cevap vermiş.    

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.