Anadolu Günlük’ün 41. sayısının manşeti: 16 YILLIK MAHPUS HAYATINI NOKTALAYAN MİRZABEYOĞLU: HAYIRLARA VESİLE KILSIN
28 Şubat darbe sürecinin sembol tutuklusu Mirzabeyoğlu’nun 16 yıllık tutukluluğu, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tahliye kararıyla son buldu. Mirzabeyoğlu, “Allah hayırlara vesile kılsın” dedi.

Mirzabeyoğlu, “16 yıllık süreci hayatımın kayıp devresi olarak görmüyorum, bana zehir yedirdiler ben bala çevirdim” dedi.
28 Şubat postmodern darbe sürecinin sembol tutuklusu Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 16 yıllık tutukluluğu, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tahliye kararıyla son buldu. Mahkeme Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu hakkında yeniden yargılama kararı vererek Mirzabeyoğlu’nun tahliyesine onay verdi.
Paralel yapının inlerine girilip polislerinin tutuklandığı gün, Mirzabeyoğlu’nun serbest bırakılması da dikkat çekti. Başbakan Erdoğan, “Salih ve Yakup’un davalarını yakından takip ediyoruz” demişti.
ALLAH HAYIRLARA VESİLE KILSIN!
Salih Mirzabeyoğlu, Bolu F Tipi Cezaevinden çıkarken, sevenlerinin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Tekbirlerle karşılanan Mirzabeyoğlu’nun, 1999’un Ramazan ayında başlayan mahpus hayatı 16 yıl sonra yine Ramazan ayında son buldu.
Mirzabeyoğlu’nun dimdik yürüyüşü ve cezaevine girerken yapmış olduğu işareti 16 yıl sonra hiç taviz vermeden tekrar yapması dikkat çekti. Mirzabeyoğlu, bir basın mensubunun duygulusunuz ama birkaç kelime söyler misiniz? sorusuna “Allah hayırlara vesile kılsın” dedi. Mirzabeyoğlu’nu, AK Partili Bolu Belediye Başkan Yardımcısı İhsan Ağcan karşıladı.
ÇOCUKLARINI ALACAKKEN…
Mirzabeyoğlu’nun avukatlarının geçtiğimiz ay yeniden yargılanması için yaptıkları başvuru kabul edilmişti. 48 yaşında tutuklanan Salih Mirzabeyoğlu, şuan 64 yaşında. Mirzabeyoğlu, tutuklandığı günü anlatırken, çocuğunun okuldan çıkmasını beklerken ellerine kelepçe takılarak gözaltına alındığını söylemişti.
MİRZABEYOĞLU KİMDİR?
Salih Mirzabeyoğlu aslen Bitlisli olup Fatih İlkokulu (1962) ve Mehmetcik Ortaokulu’nda (1965) ilköğrenim yıllarını geçirdi. 15 yaşında lise için gittiği Eskişehir’de Üstad Necip Fazıl Kısakürek’le tanıştı. Bu yaşlarda Kısakürek’in davasına gönül verdi ve eserlerini yayınlanmaya başladı. Mirzabeyoğlu’nun 57 eseri bulunmakta. Mirzabeyoğlu, 1986 yılında lise öğrenimini bitirdi.
AKINCI GÜÇ
Salih Mirzabeyoğlu, Akıncı Güç hareketini kurdu. Daha sonra yayıncılık ve yazarlıkla uğraştı. Gölge (1975-78), Akıncı Güç (1979) ve Büyük Doğu-Rapor ( 1979-80) yayınları geniş gençlik kitlelerinin onu yakından tanımasına da vesile oldu. 1979-1980 yıllarında, Kısakürek’in Rapor isimli dergilerinde ideolojik-politik perspektiflerini yazdı ve selefinin ‘halef’i olacağının işaretlerini ilk kez burada verdi.
NECİP FAZIL’DAN SONRA…
Mayıs 1983’te Necip Fazıl Kısakürek, Azrail’e “Hoş geldin” dediğinde Salih Mirzabeyoğlu 33 yaşlarındadır. “33 yıl işleyen saatler” kesişir onunla… Necip Fazıl’ın vefatından sonra, Mirzabeyoğlu 1984 yılında İBDA fikir hareketini kurar ve 1999 yılına kadar kırktan fazla eser vererek İbda Külliyatı’nı oluşturur…
Bir dönem için “İBDA-C”lerden tamamen ayrı bulunmasına karşın, illegal hiçbir eylemde rolü olmadığı bilinen ve fikir-sanat-aksiyon mihrakı “İBDA”yı temsil eden Mirzabeyoğlu, 28 Şubat döneminde engizisyon mahkemelerini geçen bir barbarlıkla idamla yargılanmıştır. Bir grup arkadaşıyla birlikte Bolu F Tipi Cezaevi’nde ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir.
Salih Mirzabeyoğlu, kendisini Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu kanatları ile uçan bir su kuşuna benzetir. 57 eserden oluşan İbda Külliyatı, entelektüel bir çabanın ürünüdür… O klasik “ulema” şablonunun dışında olduğu kadar, Batı’nın kavramlarına teslimiyetçi “modern, Müslüman, aydın” tipolojisine de aykırıdır. Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu kanatları arasında kendi kavramlarını üretebilmiş orijinal bir mütefekkir ve ideolog. En önemli bir özelliği de, sadece yazan değil, yazdıklarını hayata geçirme mücadelesiveren bir aydın olmasıdır.
BÜYÜK DOĞU – İBDA
Salih Mirzabeyoğlu, Büyük Doğu’yu doğuran Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i şu sözlerle tanımlarken, “İdeali aramayla toprağa bağlanma arasındaki bir berzahta kıvranan insanoğlunun “oluş” ıstırabını, İslam’ın hakikatine nispetle heykelleştiren adam!” İBDA’yı da, “Nasıl ki doyurulmayan açlık bir müddet sonra, açlık hissinin iptali ve neticede ölüme yol açıyorsa, okuma ve fikir etme davası için de aynı şeyler söz konusu. Açlık bir yana, hiç olmazsa böyle olabilmenin özencinde olsa gençler. İnsan olma özenci” sözleriyle açıklar.
BAŞYÜCELİK DEVLETİ
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, yaşanabilir bir hayatın ideal devleti Başyücelik’i de şu şekilde tarif eder: “İslâm dünyasının bugün derece derece benimsemesi, benimsetmesi ve kavgasını yapması gereken husus, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı’nı reddetmek; bizim için de buna ek olarak Avrupa Ortak Pazarı’na girilmesine şiddetle karşı çıkmaktır… Bunun, başkasının “ol!” dediği şeye sadece “olmam!” demekten ibaret aciz bir tavır belirtmemesi için tek tezi de, bizim “Başyücelik Devleti” modelimizdir; yani, Büyük Doğu-İbda anlayışının otoritesini benimsemek ve hâkim kılmak!..”
İşte 41. sayının tamamı: