Amerikan Demokra’SİSİ’ne Lanet Olsun

Yayınlama: 31.08.2013
Düzenleme: 22.04.2015 17:02
1.096
A+
A-

Amerikan Demokra’SİSİ’ne Lanet Olsun

Bu haftaki yazımda planım Ergenekon davasına değinmekti. Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen karar hakkında söylemek istediklerim vardı. Fakat sonra başka bir şey oldu; aslında zaten vardı sadece biraz dinmişti derken bu kez dünya gündemine de bir numaralı haber olarak girdi Mısır. Kimi iç savaş diyor, kimi ayaklanma… Kimine göre ordu demokratik yöntemler kullanıyor, kimine göre haklı bir güç olarak devlet nizamı için uğraşıyor(!). Bu değerlendirmeleri yapanlar şüphesiz Mısır’dan hem madden hem de manen uzak olanlar, kalpleri katılaşan ve gerçeklere karşı mühürlenen kimseler. Onlar Mısır’da yaşanan katliama öyle uzaklar ki gözlerini para, makam, daha çok para, daha büyük makam sevdası bürümüş. Akan kanı görmüyor, biraz baskı altında kalıp bir şeyler söylemek mecburiyetinde kalınca da Mısır halkının bunu hak ettiğini, otoriteye boyun eğmeleri gerektiğini söylüyorlar. Onlar bilmiyorlar mı en büyük otoritenin Allah olduğunu? Ve Allah’ın indirdiğiyle hükmettiği için Mursi’ye destek olduklarını… Hangi otoriteden bahsediyorlar? Ordunun başında olup, darbe yapmayan, ama yönetime el koyan (!), Sisi mi otorite! Resmin büyük parçası apaçık gözler önünde. Sizin Sisi’ye atfettiğiniz otorite Amerika ve İsrail’den başkasına ait değil.

Gözleri kör olmuş, kalbi taşlaşmış bazı insanlar Mısır’daki katliamla Gezi Parkını kıyaslamaya kalkıyor! Gezi parkı olaylarında yediği biber gazını kalbe isabet eden kurşunla bir tutuyor. Yakılan çadırla içinde ölülerin ve birçok yaralının bulunduğu hastanenin yakılmasını aynı sanıyor. Evladını, eşini, anne – babasını kaybetmenin acısını neyle eş değer saydığını henüz ben de bulamadım.

Bir de Suriye ile Mısır’ı kıyaslayanlar var. Bu da bana absürt gelen bir kıyas. Hangisine daha çok üzüldün diye soru mu olur? Bir oğlunuz bir de kızınız olsa, ikisi de hasta olsa birine diğerinden daha mı çok dua edersiniz, daha fazla mı çorba yaparsınız siz? Biz bağrı yanık anneleriz, evlatlarımız bir bir hasta oluyor ve yaraları kabuk bağlamıyor! Yüreği kan ağlayan İslam coğrafyaları arasında ne çeşit bir ayrım yapabiliriz ki! Suriye; hastalığı ağır ağır ilerleyen ve üç senedir tedavi edilemeyen bir ülke. Esed yaraya tuz basıyor ve etrafı kontrol ediyor; kimseden ses yok. Daha çok basıyor, daha çok kanatıyor! Esed kuklasının bu başarısını gören derin güç(!) aynı sonucu almak üzere Mısır’a yöneliyor. Bir gecede binlerce insan katlediliyor ve o günün sabahında yalnızca bir kaç ülkeden kınama haberi yayınlanıyor. Olaylar tam istedikleri gibi gelişiyor, ama bunu açıkça söyleyemiyorlar. Bunun yerine, “Demokratik süreçler sancılı olur!” diyerek memnuniyetlerini gizlediklerini ve politik konuştuklarını zannediyorlar. Kısacası Suriye’de dünyanın sessizliğinden cesaret bulanlar Mısır’da işi abartıyorlar. Dünya mı? O hâlâ sağır, kör ve dilsiz.
Ümmet dua ediyor, Mısır destan yazıyor! Allah yolunda ölüme gülerek gidiyor onlar. Orada şehit olanlar nasıl bir iyilik yaptılar da Allah onlara böylesi güzel bir yolda şehadet şerbetini tattırıyor, bölük bölük cennetine alıyor…
Şehadetin kutsallığından şüphemiz yok, ama sen dünyadaki zaferleri de firavunlara bırakmayansın Rabb’im. Zalimlere zafer nasip etme!

Kelamların en güzeliyle biz de zalimlere lanet ediyoruz: “Tebbet yedâ!”

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.