Türkiye’ye Operasyon
Yeryüzünün değişik bölgelerinde yaşayan Müslüman kitlelerin emperyalist domuzların tasallutu altında, özellikle Osmanlı’nın çöküşü ve Hilafetin lağvedilmesi ile birlikte inim inim inletildikleri malum.
Nereye bakarsanız bakın Müslümanlar esaret içinde ve hakim güçlerin boyunduruğu altındadır. Suriye, Mısır, Afganistan, Çeçenistan… Adeta her yer onlar için Kerbela… İşte bu hengame arasında hayat mücadelesi veren Müslümanlar… Kendilerine gelir gibi oldukları demlerde, nereden geldiği belli olmayan (!) ayak oyunlarıyla, tekrar tuzağa düşürülmekte ve kurtarıcı rolü verilen kuklalar vasıtasıyla, ya imha edilmekte veya takatten düşürülerek mecalsiz bırakılmaktaydı.
Sürdürülen fiili mücadeleler, zafer kazandık zannedilen anlarda bile kafirlerin lehine neticelenecek sonuçlar doğuruyor, Müslüman kitleler yine el çabukluğu ile “öz vatanında parya” muamelesine tabi tutuluyordu.
Sonunda kazanan taraf düşmanlarımızdan başkası değildi. İlk defa yeryüzünde yaşayan mazlum insanların çığlıklarını duyan güçlü bir hükümet meselelere el atıyor ve onların safında yer alıyordu. Üstelik kuruluşundan bu yana her dediklerini aynen yaptırdıkları Türkiye yapıyordu bunu.
“Emperyalist domuzlar”ın kabul edeceği bir şey değildi bu durum. Hükümetin mazlum insanlar üzerinde meydana getirdiği algı, dalga dalga İslam coğrafyasına yayılmaya başlamıştı. Arap ülkelerinde başlayan kıyam hareketlerinin model kabul ettiği Türkiye, kendisine LOZAN’da verilen rolden çıkarak kardeşleriyle dayanışma içine giriyordu. Mısır darbecilerinin ihanetine ses çıkararak kendi halkına silah çekenleri lanetlemişti. Eli kanlı katil Suriye diktatörünün halkını ezme faaliyetine müsamaha göstermemişti. Filistin’e sahip çıkmış, İsrail terör devletini kınamıştı…
Hükümetin mazlumlar üzerinde vehmettirdiği mana, yaptıklarından çok çok önemliydi. Müslümanların uyanışına ve direnişine vesile olacak kıvılcımlar, kafirler için tehlike çanlarının çalışı demekti. Alarm durumuna geçtiler. Yeşil kuşak etabını çoktan geçtiler. Şimdi kırmızı etaptalar. Yeşil kuşak projesinin mimarları, Müslümanları İslam ile aldatma projesinin sökmeyeceğini ve çöktüğünü gördüler. İmal ettikleri ve sahaya sürdükleri “model İslamcı” Tiplerin yemleyerek avlamaya çalıştığı insanlar, artık oyuna gelmiyorlardı. Yaptıkları ile deşifre olan adamlarının verdiği talimatları takan yoktu.
Bu gidiş bir an önce durdurulmalıydı. Olaylar, onların kabul edeceği standartlar dışına çıkmıştı. Her an tetikte beklettikleri yedek kuvvetleriyle birlikte Saldırıya geçtiler. Suriye ayağında EL KAİDE diyerek tetiğe bastılar, Müslümanların mecalsiz kalarak dayattıkları şartlara uygun bir çözümden yana tavır almalarını bekliyorlar… Açıkça, “Ya bizim dediklerimiz olacak, ya da imha olacaksınız” diyorlar. Mısır’ın Müslüman halkını kendi ordusu ile teslim aldılar.
Türkiye, içerdeki işbirlikçilerle kuşatma altına alınmış bir vaziyette. Bütün güçlerini kullanıyorlar. Etki ajanları, beşinci kol faaliyetleri tozu dumana katıyor. Hedef açık: “CASUS BELLİ”… İktidardan alaşağı edecekleri hükümeti seçimler yoluyla yıkamayacakları gerçeğine toslaya toslaya akıllandılar! Her yolu deniyorlar, deneyecekler. Bunun için yapmayacakları çılgınlık yoktur. Bu oyunda rol alan, iyi bir şey yaptığına inandırılmış kimseler GERÇEKLERİ görmek istiyorlarsa şayet, ülke va dünyayı her açıdan görebilecekleri yüksek bir yerden seyretsinler… Yaklaşmakta olan Cumhurbaşkanlığı, yerel ve genel seçimler neticesi alınacak sonuçların KİMLERİ ürküttüğünü görsünler… Bizler, “Yetmiş milyon birilikte Büyük Doğu’yu beraber inşa edeceğiz” diyen anlayışın karşısına dikilenlerin gerçek kimliğini deşifre etmeye devam ederek tuzağa düşmeyeceğiz.