Mısır’ın Halkının Hainleri ve Türkiye

Yayınlama: 11.07.2013
Düzenleme: 22.04.2015 15:40
1.036
A+
A-

Mısır’ın Halkının Hainleri ve Türkiye

Mısır’da ordu darbe yaptı. Demokrasiye balans ayarı verecekler.
Cumhurbaşkanı Mursi, kısa zamanda emperyalizme uşaklık noktasında birbirleriyle yarışan alçakların arı kovanına çomak soktuğu için düşürüldü.
Suriye diktatörünün zulmüne destek verip ortak olmadığı için, Filistin halkının haklarını savunduğu için darbeye maruz kaldı.
Kendi halkının büyük bir çoğunlukla seçerek iktidara taşıdığı liderine darbe yapan ordu, Mısır halkının ordusu olamaz. Olsa olsa halk düşmanlarının ordusu olabilir. Zaten öyle olduğu bu orduya destek verenlerden bellidir. Uluslararası basın kartelleri, bildik tanıdık devletler ABD, Fransa, İngiltere, Almanya ve her zaman olduğu gibi başta İsrail.
Mısırda yapılan darbeyi alkışlayanların halini seyrederek niyetlerini anlamak mümkün. “Ah!, bizde de böyle bir darbe olsa da, evimiz barkımız şenlense” modundadırlar.
O darbeye, “meşrudur” kılıfı uydurarak destek çıkanlar, darbecilerin her türlü zulmüne ortaktırlar.
İhanetleri, attıkları her adım, yaptıkları her işle belgelenen darbeciler, halkın değil, kendilerine bunu yaptıran emperyalistlerin önünde eğileceklerdir/eğiliyorlar.
“Demokrasi sadece sandıkla olmaz” diyen çarpık zihniyetin Türkiye’deki aktörleri sevinç naraları atmaya başladılar. Bunlar, halkına zulmeden diktatörleri sevenler… Bunlar, halkı aşağılayan, onlara “bidon kafalılar” diyebilecek kadar arsızlaşanlar.
Yıllarca Mısır zindanlarında çürütülen Müslüman Kardeşler, şimdi tank paletleri altında ezilen iradelerini kurtarma savaşını verecekler veriyorlar.
1967 Arap – İsrail savaşında yenilen Mısır ordusu, yıllar yılı İsrail karşısında suspus olmuş, kendi inine sinmiş bekliyordu. Niçin bekledikleri şimdi anlaşıldı. Halkına zulmetmek, uyanışların engellemek için.
İsrail’in işgal ettiği Golan Tepeleri için tek tabanca mermisi atamayan Suriye ordusu, kendi halkına kan kusturmakta pek mahir. Anlaşılıyor ki, halkı Müslüman olan ülkelerde oluşturulan silahlı gücün tek bir düşmanı var: Müslümanlar.
28 Şubat hengâmesinin yaşandığı günlerde, “Bizim için irtica PKK’dan daha tehlikelidir” açıklamasını yapmakta bir beis görmeyen, “gerekirse silah kullanacağız” diyenler acaba kim adına hareket ediyorlardı?
Mısır’da yaşanan gelişmeleri takip ederken, Türkiye’yi daha iyi anlamamız gerektiğini kavrıyoruz. Türkiye’de olanlar, olacaklar Mısır’da yaşananlarla kıyaslanamayacak ölçüde önemlidir. Emperyalistler, hakimiyetlerini daha da pekiştirip Mısır’ı avuçlarının içine almaya çalışırken gözleri Türkiye’nin üzerindedir. Mısır için bir emek harcıyorlarsa, Türkiye için bin emek harcıyorlar / harcayacaklar.
Çünkü, Türkiye geçmişine tekrar döner ve İslam dünyasının başı olursa, yeryüzü onlara cehennem olacaktır. Bunu biliyorlar. Olmaması için her yolu deneyip harıl harıl çalışıyorlar. Türkiye’deki darbecilerin iplerini elinde tutanların emriyle tutuklanarak cezaevinde yıllardır işkenceye maruz bırakılan Salih Mirzabeyoğlu’nun ortaya koyduğu fikirler bu noktada çok önemlidir. İBDA şemsiyesi altında ifade edilen O fikirler, içine düşürüldüğümüz açmazlardan kurtulmanın yolunu işaret etmektedir.
Mısır, Türkiye, Suriye, Afganistan… Her nerede insan ve Müslüman varsa orada, kurtuluş mücadelesinin esaslarını belirleyen İBDA’ya muhtaçtır. Müslümanlar, İbda fikriyatının ortaya koyduğu reçeteye bağlı hareket etmek durumundadırlar. Bütün dünyada İslam için direnen insanlarımızın, İslam’ın hakimiyetini tesis ettikten sonra tatbik edebilecekleri bir sisteme, “tatbik sistemi” ihtiyaçları vardır.
O tatbik sistemi yoksa, Mısır Müslümanlara zindan olur, Türkiye ziyan olur.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.