Sadece Konya sokaklarında değil, bütün şehirlerin her yerinde oraya buraya dağılmış insanların sağa sola koşuşturduklarını görürsün… Esnaflar, öğrenciler, yollar, yolcular ve arabalar… Apartmanlar, evler caddeler ve sokaklar… Camiler, minareler ve tabii ki türbeler… Artık neredeyse dolmuş, hani derler ya tıka basa olmuş mezarlıklar… Bir heyuladır ki almış başını gidiyor… Ama nereye?
Nasıl gidildiği belli? Ama nereye?
Kimi evlerde debdebe içerisinde şen kahkahalar atılırken, kimi yuvalar, çaresiz insanların acı ve elem yüklü ıstırapları ile inler… Kimse duymaz, görmez, bilmez, anlamaz…
Her yer, insanın var olduğu her mekan, farklı boyutlarda yaşayan değişik olaylara tanıklık eder durur…
Gazeteler çıkar, dergiler yayınlanır, iletişim vasıtaları ile her türlü yollarla bize görmemizi istediklerini empoze etmeye çalışırlar. Vitrinleri süsleyen tabelalardan tutun da, bil boardlara asılan ilanlara kadar her şey bir gerekçe ile kendisine bakanları cezp etmeye çalışır. Aklımız, ruhumuz, her şeyimiz kesintisiz bir saldırı ile her an karşı karşıyadır. Bu saldırılardan nasıl kurtulacağımız bir yana, ne kadar hasar aldığımızın farkına bile varmayız. Yaşayıp gidiyoruz işte… Ama, nereye kadar yaşayacağız?
Önü ve sonu belli bir hayat uğruna yapılanlar ortada değil mi?
Biz Konya’dayız ve bu mekanı bu şehrin caddelerini sokaklarını buyurun birlikte gezelim: Nereden başlayalım dersiniz?
Mesela Mevlana Hazretleri…
Dünyanın farklı yerlerinden gelmiş insanlar öbek öbek bu büyük zat adına kurulmuş müzeyi huşu içerisinde gezip gidiyorlar. Orayı gezmenin hazzını tadıyorlar. Sonra, başka mekanlara şöyle bir uğrayıp gidiyorlar..
Mevlana müzesinden sonra gezilebilecek mekanlar artık ikinci önemdedir. Büyük camilerin ihtişamlı yapıları, Alaaddin tepesi, Şems-i Tebrizi camii ve türbesi, Meram, büyük mağazalar, Kule Site vs. vs.
Sizce Konya’yı gezmiş mi olduk? Elbette hayır. Görülmeye değer o kadar çok yer var ki… Mesela ismi ile müsemma bir müze daha vardır Araboğlu Makasında “Mezar Anıtları Müzesi” O müzede sergilenen taşlarının mezarları nerelerde acaba? Tarihimizin nasıl tarumar edildiğine şahitlik edeceğiniz bir mekandır orası? Sonra Alaaddin Camiine çıkın. Orada naaşları köpeklere atılan Selçuklu sultanlarının içi boşaltılmış türbeleriyle karşılaşacaksınız? Sonra Sahibata camiine varın gidin. O caminin mimarı Sahib-i Ata kendi mezarının içinde değil taa İngiltere’de bir müzede asırlara direnmiş vücudu ile beklemektedir?
Gezilmeye değer yerler mevzuuna daha sonra döneceğiz. Yerimiz daraldı. Neyden bahsedecektik nerelere geldik.
Anadolu Günlük, Konya’nın nabzının attığı bir gazete hüviyeti ile meydan yerine dikilmiş gerçekleri gün yüzüne çıkaracak haberleri, makaleleri ve yorumlarıyla bizim ruhumuzu aydınlatacak istikbalimize yön verecek bir yayın organı… İlk sayısı ile bile bunu ispat etmiş, attığı manşetle bunu açığa çıkarmıştır.
Anadolu Günlük, nereye gittiğini bilmeyen kalabalıklara çıkmaz sokakları gösterdiği gibi, çıkış yollarını de gösterecek donanıma sahip kadrolarla yoluna devam edecek. Biz bu yolda yürüyenlerin ayaklarının tozu olabilirsek kendimizi mesut addedeceğiz.
Anadolu Günlük, “haberimiz olmayan zulümlerden bile payımıza düşen suçlar vardır” gerçeğinden hareketle, içinde yaşadığımız şehrin, insanların ve hatta insanlığın yaralarına parmak basacak, dertlerine tercüman olacak ve gidilmesi gereken istikameti gösterecektir…
Allah yar ve yardımcımız olsun.