Aydınlar Ocağı’nda terörün arka planını anlatan araştırmacı-yazar M. Sinan Ümit, “Ülkeler ‘terör kartı’nı kullanıyor. Terörle mücadelede kararlılık, mali kaynaklarını yok etmek, lider kadroyu ortadan kaldırmak ve diplomasi şart” dedi.
Konya Aydınlar Ocağı’nın bu haftaki Selçuklu Salı Sohbetleri’nde “Terörün arka planı” ele alındı.Konya İl Halk Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen sohbette, emekli Büyükelçi Onur Öymen’in “ArkaPlân Teröre Yön Verenler” adlı yeni çıkan kitabından yola çıkarak küresel terör ve ülkemizekarşı uygulanan terör hakkında tahliller yapan Konya Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcısı MustafaSinan Ümit, ülkelerin devamla terör kartını ileri sürerek onu bir oyalama ve yaptırım aracı olarak kullandıkları gerçeğini dile getirdi.
1940 yılında İstanbul’da doğan, Galatasaray Lisesi mezunu Onur Öymen’in büyükelçi ve 1995’de de Dışişleri Müsteşarı olduğunu, 1997-2000’li yıllarda NATO Büyükelçisi, ve 2002’de de CHP’den Bursa Milletvekili olarak Meclis’e giren Onur Öymen için “Bu birikime sahip olan bir diplomatın politika dışında olması iyi bir şey değil” diyen araştırmacı-yazar M. Sinan Ümit, kitaptaki ilk özet cümleyi dinleyicilere şöyle aktardı:
KÜRESEL HARAÇ NASIL ALINIYOR?
“Dışişleri Bakanı Ahmet Gündüz Ökçün, 1977’de komşu ülkeye yaptığı resmî ziyaretin hayli gergin geçen akşamında ve akşam yemeğinde daha rahattık. Gündüz Ökçün şöyle dedi. Suudi Arabistan, Amerika’da yakın ilişkiler içinde olan ve dış politikası büyük ölçüde Amerika’nın paralelinde olan bir ülkeye (muhtemelen Suriye) siz, Sovyetler Birliği’nin peykisiniz. Böyle bir ortamda nasıl oluyor da Suudi Arabistan, size, yılda karşılıksız olarak 2 milyar dolar veriyor? Bu soruya adamın cevabı: “-Onlar bize dolar ihraç etmezse biz de onlara terör ihraç ederiz.” “Yâni güçlü ve büyük ülkeler, “terör ihraç etme” kartını kullanarak küresel haracını bu şekilde alıyor” diyen yazar Sinan Ümit, “PKK veya IŞİD’i üzerimize sürenler, Türkiye’yi kendi sınırları içerisinde meşgul etmek istemiş olamazlar mı?” sorusunu sorduktan sonra şunları dile getirdi:
“TERÖR OYUN İÇİN OYUNUN BİR PARÇASI”
“Sınır meseleleri devletler arasında devamlı tezgâh oluyor. Şöyle ki… Kitabın 447. sayfasında şunlar dikkati çekiyor: “Suriye 1980 yılından itibaren 10 bin Kürt insanını silahlı olarak Türkiye’ye gönderdi. Terör aslında küresel ölçekte oyun içinde oyunun bir parçasıdır. Kitapta yer alan ilginç bir ayrıntı da şu:
Japonlar, Çin’e karşı Asya’da büyük bir güç kurmak istiyorlar. Büyük Asya planı ve Asya’ya yayılmak için II. Abdülhamid’in en büyük oğlu olan Mehmed Selim’in tek oğlu Abdülkerim’i buluyorlar. Japonlar Şehzade Abdülkerim’i buluyorlar ve diyorlar ki, Doğu Türkistan’da bir oluşum başlatacağız. Sen kral ol. Yani bizim gölgemiz ol.” Abdülkerim Tokyo’da iki ay kalıyor. Sonra dönüyor New York’a. Teklif hoşuna gitmiyor ve New York’ta bir otel odasında ölü bulunuyor. Kimi tarihçiler, Yıldız Sarayı doğumlu olan Abdülkerim’in 29 yaşında tek kurşunla Rus ajanları, kimileri de Japon casusları tarafından öldürüldüğünü ifade ediyorlar.”
TERÖRLE MÜCADELEDE KARARLILIK ŞART
“Terörle mücadele konusunda; kararlılık, mali kaynaklarını yok etmek, lider kadroyu ortada kaldırmak ve diplomasi şart” diyen yazar Ümit, küresel ölçekte terörle mücadele edemediğimize en son örnek olarak şunu ifade etti: “Biz bunları konuşurken Avrupa Parlamentosu salonunda bölücü terör örgütü liderinin posterleri sergileniyor.”
Terörün tarifinin ne BM’deki 167 devletin, ne de NATO’nun yapamadığını belirten Ümit, “Bizim “terörist” dediğimize onlar “direnişçi” diyorlar. Kitapta var. Almanya’nın mülteci halkının yüzde 50’sini Kürtler kullanıyormuş. Türk-Alman Kültür Konseyi Başkanı Faruk Şen’in raporuna göre; “Almanya’da kısa aralıklarla 9 Türk dönerci vuruldu. Davaları hâlâ devam ediyor. Bundan herhangi bir şey çıkmadı. Yalnız bir iz görüldü; Alman derin devleti. Olay şuymuş: Dokuz dönercinin vurulduğu dönemde 300 bin Türk, “burası güvenli değil ve huzur kalmadı” denilerek kesin dönüş yapmış Türkiye’ye.” diye konuştu.