Çözüm Süreci için bu sefer Alimler ve “Medreseler” konuştu.
Çözüm sürecinin HDP- PKK odaklı götürülmeye çalışıldığı şu günlerde bölgenin temel dinamiklerinin pekte dikkate alındığı söylenemez.
İHH’nin başlattığı bu sempozyum umarız daha da geliştirilerek çözüm sürecinin merkezi bakış açısını oluşturur.
Yalnızca “İslâm Kardeşliği” denilerek çözülemeyecek olan bu sorunu gerçekten ortadan kaldırmak Kemalist devrimin Bütün Anadolu Müslümanlarından gasbettiği hakların tamamının verilmesi ile söz konusu edilebilir hale geleceği açıktır.
Marksist bir örgtün Müslüman bir halkın temsilcisi haline getirilmiş olması zaten suni zorlama bir durumken Marksist bir örgüt ile Müslüman bir halkın sorunlarını çözmeye kalkmak boşa çaba sayılsa gerektir. Böyle bir tavır bölgedeki Müslümanları yok saymak ve Marksist bir örgütü onların temsilcisi kabul etmek manasına gelecektir. Bu yanlış bir tutumdur.
Şüphesiz her yönü ile ama muhakkak doğru perspektif üzerinden uzun uzun konuşulması gereken bu mesele üzerinde İHH’nin çabaları takdirle karşılanıyor.
2008 yılında “Kendi dilinden Doğu ve Güneydoğu Anadolu Yoksulluk ve Sosyal Durum Raporu” başlıklı raporuyla, Kürt sorununa eğilen ilk sivil toplum kuruluşlarından birisi olan ve geçtiğimiz aylarda da Doğu – Güneydoğu merkezli sivil toplum kuruluşları ile mollaları bir araya getiren İHH İnsani Yardım Vakfı, bu kez Diyarbakır’da geniş katılımlı bir sempozyum düzenliyor. Birbirinden farklı sesleri bir araya getirecek sempozyum yarın sabah (Cumartesi) Diyarbakır Green Park Otel’de başlayacak.
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın , “En hayırlı olan barıştır” ifadeleriyle tanıttığı sempozyumda, İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım’ın konuşmasının ardından Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Prof.Dr. Ali Karadaği açılış konferansını verecek. Daha sonra Orhan Miroğlu’nun yönetttiği oturumda Dr.Müfid Yüksel, Prof.Dr. Abdulbasit Sieda, Yusuf Serhat Bucak, Behçet Atila, Halil Aktuğ, Dr.Farsat Marii, Molla Zahid Kuldaş konuşacak. Oturumda ayrıca Altan Tan da “Marksizm ve Milliyetçilik etkileşiminde Kürtler” tebliğini sunacak.
Sonrasında Kazım Koç’un başkanlık edeceği oturumda Kürt meselesinin gelişim sürecini Ali Kaçar, Abdulilah Fırat, Doç.Dr. Güneş Murat Tezcür, Mehmet Yavuz, Serdar Bülent Yılmaz, Mustafa Eren ve Nurcan Akyol anlatacak.
Diyarbakır’da düzenlenen ve bölgede faaliyet yürüten birçok STK temsilcisi ile kanaat önderleri, âlim, siyasetçi, yazar ve entelektüelin katıldığı, iki gün sürecek Sempozyum İHH Genel Başkanı Yıldırım’ın açılış konuşmasıyla başladı.
Yıldırım, “Emperyalistler ve Siyonistler Kudüs’ün fethini hiçbir zaman unutmadılar. Dikkat edin! Kürtler, Selahaddin Eyyubi’nin Komutanlığında Kudüs’ü fethettikleri zaman bu durum aslında emperyalist ve Siyonistler için bu büyük bir travma olmuştu. O günden sonra Kürtlerin asla İslam milleti ile bütünleşmemesi ve kendi köklerinden uzaklaşması niyeti ile hareket edilerek her türlü adımlar atıldı.” şeklinde konuştu.
“Kürtler Allah’ın ayetlerinden bir ayet”
Kürtlerin Türkiye’de Arapçanın yasaklandığı dönemlerde dahi medreselerinde Arapça eğitimi bırakmadıklarını belirten Yıldırım, Kürtlerin bu tavırları ile Allah’tan bir ayet oldukları gerçeğini ortaya koyduklarını da sözlerin ekledi.
Yıldırım daha sonra Kürdistan medreselerinin bölgede çok büyük tehlikelerin önüne geçtiğini ifade etti.
Kürtçe eğitimin önemine de vurgu yapan Yıldırım kurumsal olarak bu gün Çine karşı Doğu Türkistan’da Türkçe eğitimi savundukları gibi, Kürtlerin yaşadığı coğrafyalarda da Kürtçe eğitimi savunabilmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
“Çözüm sürecinin tarafı halktır”
Barış sürecinin, çözüm sürecinin tarafının millet olduğunu, halk olduğunu ve bu durumun artık partileri aşarak partiler üstü bir konuda olduğunu belirten Yıldırım, bu süreçte silahların konuşmaması gerektiğini de belirterek, süreçte çıkan 6-8 Ekim olaylarını kınadığını ve kimsenin kimseyi haksız yere katletme hakkına sahip olmadığını söyledi.
Sivil toplum kuruluşları, aydınlar, medya, cemaatler ve kanaat önderlerine Çözüm Süreci’ne katkı çağrısında bulunan Yıldırım, toplumun dokusunun İslam olduğunu, buradan İslam’a aykırı kitle çıkarılarak üzerinden barış yapılamayacağını savundu.
Diyarbakır’daki miting alanının bir ay içerisinde iki kez dolup taştığını hatırlatan Yıldırım, “Nasıl ki örgütü ve siyasi kanadını bu tür barış görüşmelerinde inkar edemezsek, Peygamber sevdalılarını, HÜDA-PAR ve diğerlerini inkar edemeyeceğimiz gibi medrese alimlerini de inkar edemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.