Meclis Başkanı Kahraman’ın “Dindar anayasa olmalı. Laiklik anayasada olmamalı” çıkışının ardından “Bizim öyle bir düşüncemiz yok.” açıklamasının yapıldığı AK Parti cenahının tavrı, Yeni ‘Türkiye’nin Yeni anayasası, çapulcu mu olacak, millî mi?’ tartışmalarını beraberinde getirdi.
Turnusol kâğıdı hüviyetine bürünen Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın çıkışına yönelik gelen tepkiler şaşırtıcı.
AK Parti içerisinden gelen “Bizim öyle bir düşüncemiz programımız yok. Biz laikliğin geniş bir yorumunu düşünüyoruz. Laikliğin din düşmanı olarak kabul edilip uygulanmadığı bir laiklik anlayışını benimsiyoruz” şeklindeki çıkışlar ise hayal kırıklığına yol açtı…
Büyük Doğu teknesinden su içmiş Meclis Başkanı Kahraman’ın, tarihe geçecek çıkışı anlaşılmaz bir paniğe yol açarken, kimilerinin de hâlâ Yeni Türkiye’de Laik-Çapulcu kesimin verecekleri tepkilere göre politika belirleme çabaları gözden kaçmadı.
AK PARTİ’DE KAFA KARIŞIKLIĞI
Başbakan Davutoğlu, “Otoriter değil, özgürlükçü bir laiklik anlayışına anayasamızda yer vereceğiz. AK Parti bu konuda farklı arayış içerisinde de değildi.” dedi.
Anayasa Komisyonu Başkanı Ak Partili Mustafa Şentop, “Laikliğin anayasadan çıkarılmasını tartışmadık bile” dedi. Şentop, AK Parti’nin teklifinde laikliğin olduğunu söyledi. Şentop, “Laikliğin anayasa metninden çıkarılmasını tartışmış bile değiliz. Meclis Başkanı parti adına konuşmuyor. Anayasa teklifimizde laiklik var. Sorun laiklikte değil laikliğin uygulanmasında” ifadesini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da “Sayın Başkan buna ilişkin bir değerlendirme yapacaktır herhalde. AK Parti’nin laiklikle ilgili problemi yoktur. Anayasa taslağında böyle bir gündemimiz de yoktur” diye konuştu.
AK Parti’nin hukukçu milletvekillerinden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanı Burhan Kuzu da Twitter hesabından ‘’AK Parti olarak hazırlamakta olduğumuz Anayasa metninde Laiklik ilkesi açıkça yer almaktadır. Elbette herkes ifade özgürlüğünde serbesttir’’ diye yazdı.
BAHÇELİ: LAİKLİĞİ TARTIŞMAYA AÇMAK DOĞRU DEĞİL
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, “Anayasa’mıza göre seçilmiş bir Meclis Başkanı’mızın Anayasa’nın ilk dört maddesini tartışmaya açması doğru bir yaklaşım değildir. Bir yandan anayasa değişiklikleri üzerinde düşüncelerinizi ortaya koyacaksınız, düşüncelerinizin gerçekleştirilmesinde milletimizin ön şart ve kabulü olan 4 maddenin içerisindeki laikliği ayrıca tartışmaya açacaksınız, bu doğru bir düşünce olmamıştır.” diye konuştu.
Meclis Başkanı Kahraman’ın hata yaptığını ve bundan dönmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, “Türkiye’yi bir başka yere sürükleyecek, istismarlara vesile olabilecek bir karanlık kuyuya sürüklenmesine vesile olunmamalıdır” dedi.
APO: LAİK CUMHURİYET BENİM İÇİN EN BÜYÜK AYDINLIKTIR, ÖZGÜRLÜKTÜR
PKK kurucusu APO lakaplı Abdullah Öcalan: Ben Cumhuriyetin kuruluşunu büyük bir kazanım olarak görüyorum. Kurucusu Atatürk’e en derin saygılarımızı, şükranlarımızı dile getiriyoruz. Minnettarlığımızı dile getiriyoruz.
Biz ilk başta Cumhuriyeti, devleti tanıyabilecek durumda değildik. Şimdi bile birçok siyasetçi ve liderin ne kadar cumhuriyetçi oldukları veya cumhuriyeti ne kadar tanıdıkları tartışmalıdır. Laik Cumhuriyeti net olarak kim tanıyor. Sanmıyorum ki benim kadar derinliğine anlasınlar.
Laik Cumhuriyet benim için en büyük aydınlıktır, özgürlüktür. Buna zaten karşı çıkamam. Bu benim Cumhuriyetim.
TEPKİLER BÜYÜYOR
Aziz milletimizin hayretler içerisinde karşıladıkları bu çıkışlara yönelik değerlendirmeleri de dikkate şayan oldu:
-”…Ne yani… Onca mücadele Laikliği genişletmek için miymiş?..
–“Kahrolsun Şeriat” hainliği ile “Laikliğin geniş bir tanımlamasını anayasaya koyacağız” ifadeleri arasındaki fark ihmal edilebilir bir farktır… Hakikat ortak kabul etmez…”
-“Laikliğin özgürlükçü tanımlanmasıymış… Bir avuç işgalci artığı putçu ve çapulcu azınlığın iradesi karşılık bulmaya devam edecek ve bunun adı Yeni Türkiye mi olacakmış…”
-“Kerhaneleri serbest bırakırken Camileri yasaklayan sistemden, Kerhanelerin yanıbaşında Camilerin de bulunabilmesine müsade eden sisteme geçiş Allahsız bir sistemin ahlâksız bir sisteme tekâmülünden başka ne olabilir…”
-“Laikliği geniş yorumlamak da Laiklik olmuyor mu birader…”
Yüzde 99’u Müslüman bir toplulukta bir avuç putlu-mutlu azınlığın hükmü ancak Müslüman kitleyi rahatsız etmeyecekleri kadardır. Bu, demokrasi açısından böyledir.
Hakikat için bu böyle değildir… Gerekli olan Hakikatin Mutlak hâkimiyetidir. Akıllı adamın işi böyle olur. Hakikate teslim olur.”
-“Tabii Müslümanlar nasıl olsa yüz yıldır katlanmaya razı olmaya onun bunun arasında kene gibi sığıntı gibi yaşamaya alıştı. Onların taleplerini dikkate almaya gerek yok…”
-“Hem Milliyetçilik güdeceksin hem de Fransız’ın Laikliğini savunacaksın, bu nasıl bir çelişkidir. Beş bin Ülkücü Laikliği ve Kemalizm’i korumak için mi şehit düştü… Nerede kaldı Türkün İslâm davası?”
-“Fransız’ın Laikliğinin ülkeyi bütünleştireceğine ve Dindar Anayasa’nın ülkeyi karanlık kuyulara sürükleyeceğine inanmak Türk İslâm Davasının hangi maddesinde yazılı!”
-“Tüm siyasî varlığını Türk’e İslâm Davası hayalleri vermek üzerine, Türk İslâm Davası üzerine kuracaksın, fakat “Dindar Anayasa” teklifine karşı geleceksin. Bu ne perhiz… derler…”
-“Bu topraklar başta olmak üzere Orta Doğu ve hatta Kudüs’te bile yüzyıllarca barışı ve huzuru tesis etmiş olan dinimizin değil de bu topraklardaki herkesi birbirine düşman haline getirmiş Fransız malı Laikliğin barış getireceğini söylemek ve buna inanmak ihanet değilse, kendine yabancılaşmaktan ve “Stockholm sendromu”na kapılmış olmaktan başka şekilde izah edilemez.”
-“Sayın Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ı sonuna kadar destekliyoruz. Anayasada Laiklik olmamalıdır ve Yeni Anayasa dindar bir Anayasa olmalıdır.
-“Laik bir anayasa yaparak Yeni Türkye’yi Türkiye düşmanı çapulculara teslim etmek olacak iş değildir. Bu olsa olsa akıl tutulması olarak değerlendirilebilir.”
-“Yeni Anayasa muhakkak Millî olmalıdır. Anadolucu olmalıdır. On yıllardır bu millete kan kusturmuş işgal ideolojilerinden kesinlikle temizlenmiş olmalıdır.”
-“ Yeni Anayasa Laik çapulcuların değil Milletin Milli Anayasası olmalıdır.”
-“Hükümet birkaç tabansıza pabuç bırakmamalı Milletin beklentilerine cevap vermek yolundan sapmamalıdır. Aksi halde gelen seçimlerde milletin kafa karışıklığı yaşamasına vesile olur.”
-“Bütün Müslümanlar Dindar Anayasa çağrısına açık çek ve güçlü destek vermelidir. Bu milletin bir daha masada kaybetmeye tahammülü yoktur.”
-“Yıllardır bu memleket aleyhine çalışan, memleket lehine ne varsa yakıp yıkan çapulcuların anayasayı belirlemesi kabul edilemez. Dindarlık bu milletin biricik gerçeği, tek kurtuluş yoludur. Dindarlık yetmedi de hâlâ bu hükümetin bile “Fransız’ın Laikliğini anayasaya koyacağız!” demesi inanılır gibi değil…
-“PKK elebaşısı Apo’nun savunduğu Laikliğin özgürlükçü yorumu mu olacakmış Yeni Türkiye’nin Yeni Anayasasında…”
Daha birçok tepkilerden bir kısmını sayfalarımıza aldığımız, halkın bu hissiyatları fikirlerine bakılacak olursa temel meselemizin yeni anayasanın Laik çapulcu bir anayasa mı yoksa Dindar-Millî bir Anayasa mı olacak tartışması olduğu görülmektedir.
Yaklaşık 100 yıllık geçmişe bakılacak olursa bu kritik günlerde Müslüman çevrenin bu konuda kararsız gibi duran hükümete daha çok baskı yapması ve cesaretlendirmesi ve beklentilerini yüksek sesle dillendirmesi gerektiği şeklindeki tespit haklılığını korumaktadır.
Bu şekildeki “Dindar Anayasa” talepleri yükseldikçe hükümetin eli güçlenecek ve “millet böyle istiyor” diyebilecektir. Suskun kalındıkça çapulcuların kısık sesleri etkilerini artıracaktır.
İLK MECLİSİN GASP EDİLMİŞ İRADESİ
Kurtuluş Savaşını gerçekleştiren kadronun 23 Nisan 1920’de açtığı Meclisin yaptığı anayasa dindar bir anayasadır. Orada ‘devletin dini, Din-i İslâmdır’ şeklinde belirtiliyordu. Bu gerçek daha sonra İngiliz uşakları tarafından değiştirilmiştir. Gerçekten asla dönüş yaşanacak ve 23 Nisan ‘bayram’ olarak kutlanacaksa, Anayasa da o günkü meclisin ruhuna, o günkü anayasanın ruhuna uygun hale getirilmelidir.
23 Nisan ruhunu gasp etmiş bulunan zihniyeti artık geldiği yere göndermenin ve Kurtuluş Savaşını tamama erdirme yolunda güçlü bir adım atmanın zamanıdır. Sırtını Hâk’ka ve halka dayamış hükümet tereddüt etmemeli, 23 Nisan ruhunu anayasaya yeniden nakşetmelidir.
Laikliğin bu ülke için temel olduğunu ve Dindar Anayasa’nın ülkeyi karanlık kuyulara sürükleyeceğini savunmak 23 Nisan da açılan Meclisin ve kurtuluş savaşını gerçekleştirmiş olan kurucu kadronun ruhuna tükürmekten başka bir şey değildir.
23 Nisan’ı aslından uzaklaştırmış, laiklik bayramı haline getirmiş ve bu günde çapulcuların – gezicilerin ve PKK’nın temsil ettiği ihanet zihniyetini geldiği yere göndermeden 23 Nisan Bayramını kutlamak ne kadar saçma ise bu şartlarda Yeni Türkiye’den bahsedebilmek de o kadar saçmadır.
Fransız malı Laiklik bayramı haline getirdikleri 23 Nisan’ı bu çapulcu-gezici, PKK’cı Kut’ül Amare’den utanan İngiliz perest zihniyetin elinden alarak, “Dindar Anayasa” ile millete hediye etmenin vakti çoktan gelmiştir. Millet buna hazırdır. Hükümet de azır olmalı ve cesur adımlar atmaktan çekinmemelidir.
KUT’ÜL AMARE’NİN VE ÇANAKKALE’NİN RUHUNA UYGUN OLMALI
Kut’ül Amare’nin, Çanakkale’nin ruhunu Yeni Türkiye’nin Anayasasına koyamayacaksak ve o günlerde mevzusunu etmenin ihanet rüyalarına bile giremeyeceği bir kavramı bugün birliğin gereği kabul ederek Anayasamıza koymak gerektiğini savunmak akıl alır bir aymazlık, tolere edilebilir bir savrulma olmasa gerektir.
Laiklik ve Kemalizmden arındırılmış Yeni anayasaya sahip çıkmak 23 Nisan’da Kurtuluş Savaşını gerçekleştirmiş kadronun açtığı Meclise sahip çıkmak olduğu gibi, Kut’ül Amare zaferine sahip çıkmak ve Çanakkale Zaferine sahip çıkmak olacaktır…
AK Parti Hükümetinden beklenen, destansı icraatleri yeni Anayasa ile taçlandırmak olacaktır. Yeni anayasanın taçlandırılması, anayasamızı 23 Nisan 1920’de açılan meclisin ruhu, Kut’ül Amare’nin ruhu, Çanakkale’nin ruhu üzerine inşa etmek olacaktır. Aksi halde Üstâd Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle ‘yarım adım ölü adım demektir…’
İslâm âleminin Reis kabul ettiği Sayın Cumhurbaşkanından ve kendisine Yeni Türkiye’nin Hocası olarak anılmak gibi tarihî bir misyon yüklenen Sayın Başbakandan beklenen ölü adım atmak değil, Yeni Türkiye’yi taçlandırmaktır.