Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinden sonra Anadolu’nun Müslümanlaştırıldığının dünya çapındaki alameti farikası olarak camiye çevrilmiş olan Ayasofya, bir Batı Ülkesi olmayı hedeflemiş olan Yeni Cumhuriyet’in güdücüleri tarafından usulsüzce ve kanun tanımaz bir aymazlıkla “ben yaptım oldu” şeklinde bir oldu bittiye getirilerek müzeye dönüştürülmüştü.
On yıllardır Müslümanların sürekli gündemde tuttuğu Ayasofya’nın müze haline getirilmiş olması biz Müslümanlar için bir yenilgi Anadolu’yu kaybetmişliğin işareti olarak yüreklerimizde kanayan yara olmuştu.
Anadolu’nun bir Batı ülkesi olmasını hedefleyenlerin içimizde açtığı bu yaranın kapanması çabalarından birisi olarak 24 Mayıs 2015 Pazar günü her kesimden vatandaşın katılımıyla büyük bir yürüyüş düzenleniyor.
Sultan Ahmet’ten Ayasofya’ya kadar devam edecek yürüyüşün öncülüğünü sosyal medyada “Sabah Namazı Devrimi” ismiyle örgütlenen bir kesim başlattı.
Kamuoyunda tanınan çok fazla kanaat önderinin de desteklediği bu yürüyüşün ümmetin yoğun katılımıyla Ayasofya Davasının da öncüsü olan Üstâd Necip Fazıl’ın 29 Aralık 1965’te “hayatımın mühimce bir eseri olduğuna kaniim” diyerek MTTB çatısı altında dillendirdiği “Ayasofya Hitabesi”nde ifade ettiği gibi bir “sel” haline geleceği düşünülüyor.
Büyük fethe doğru, mühim kilometre taşlarından birsi olarak o yıllarda hedeflenmiş olan Ayasofya’nın açılışının bu yıl gerçekleşeceğine dair yoğun kanaat medyada da 30 Mayıs 2015’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın müjdesi gelecek şeklinde değerlendiriliyor.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sabah namazında Sultan Ahmed’i bir doldurun, sonra Ayasofya’yı gündeme getirin” mealindeki ifadesinden ilhamla başlatıldığı düşünülen bu sosyal medya hareketinin Ayasofya’nın açılmasına ve zincirlerin kırılmasına vesile olmasını ümit ederiz.