Demokrasiyle Parçalanmak

Yayınlama: 22.07.2015
Düzenleme: 22.07.2015 21:42
721
A+
A-

Mübarek Ramazan Ayı’nın idrak edilebilmesi şartlarındayız.

Mutlak hakikatin kökleştiğine inandığımız “Derin Anadolu”nun yerleştiği Koç Yiğitler yatağı topraklar üzerinde…

Belli bir kesimin içten ve bin yıllık düşmanın dıştan kökleşmesi için uğraştığı silah zoruyla dayatılan demokrasi hayalinin yaklaşık doksan yıllık mecrası içinde bu günlere geldik. Doksan yıllık yani ata yadigârı kimselerin kalmadığı ve ahmak ve azgın bir azınlığın elinde yetişmiş yahut yetişememişlerin diyarı olalı çok oldu bu topraklar…


Ramazan ayı içerisinde biz güya Müslümanların gözü önünde İstanbul’da çok kalabalık ve kalabalık olduğu kadar da gündemi sarsıcı bir gösteri gerçekleşti.

LGBT -Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travasti- üyelerinin ve onlara destek veren sivil, siyasî bir takım kurum ve derneklerin desteği ve katılımı ile gerçekleşen bu eylem Anadolu tarihinin belki de hiç görmediği bir gösteri- eylem idi…

Ve görünen o ki çoktan bir yeni “Demokrat Cumhuriyet Nesli” türemiş bu topraklarda. Ve şüphesiz, demokrasiyi savunan, içselleştirmiş yahut demokrasiden rahatsız olmayan herkeslerin dolaylı dolaysız katkısı ile Anadolu’nun gelmiş olduğu kötülük noktasının zirvesi böylece ilan edilmiş oldu…

Ve şimdi deyyus diyor ki “Herkes seçiminde hürdür.” Sen adam oldun da mani olan mı oldu? Hür olmadığımız hususları gözardı ederek kurulan bu türden cümlelerin sahiplerinin art niyetli oldukları açıktır.

Varılması gereken güzelliklere yönelik yolların kahramanlık istediği şartlarda kötülüğün ruhlarımıza bedava taşınıyor olmaları dikkate alınacak olursa “herkes seçiminde hürdür” ifadesindeki şenaat -iğrençlik- görülebilir belki de! Ve şimdi diyor ki, güya mağdur ahmak “Biz demiştik bunca GDO’lu bilmem neli yiyeceklerin östrojen hormonunu artırdığını ve testesteronu azalttığını…”

“Tüh Allah belanızı versin!” diyeni mi ararsın, “şu mübarek günde yaptığınızdan utanın” diyeni mi?

Ve yavaş yavaş sıradanlaşan ve meşruiyet kazanan kötülük…

Her dönemde ve her devirde varolması mümkün olan bu “sapkın”lığın bunca azmasının sebeplerini neye bağlamalıyız? Sebeplerini nerelerde bulmalıyız?

Bakir dimağlara yöneltilmesi gereken soru şudur: İbneleşmenin bunca meşruiyet bulması ve neredeyse yerleşik kültürün bir parçası haline gelmesi -gelmişliği ile “Demokratik” sistem arasındaki bağ nedir?


Kıymetli bir ağabeyimiz şöyle söylemişti vaktiyle:

Adam cüzdanını kaybetmiş Alaeddin Tepesinde arıyor. Soruyorlar:
–Ne yapıyorsun?
–Cüzdanımı kaybettim, onu arıyorum.
–Peki nerede kaybettin cüzdanını?
–Mevlâna civarında.
–Niye Alaeddin’de arıyorsun öyleyse?
–Ne yapayım ki orada köpekler var oraya gidemiyorum.”

İbnelik almış başını yürümüş, bunun yanında kötülükten mustarip Anadolu çocuğu hâlâ kaybettiği cüzdanını Alaeddin Tepesinde aramaya devam mı edecek? Köpeklerin sardığı Mevlana Civarına gitmek zorunluluğu ile yüzleşebilecek mi?

Yasası, medyası, ekonomisi, kurum ve kuruluşları ve hassaten güya STK’ları ile iyi ve kötü arasında bir tercih yapmayan ve bir arkadaşımızın deyişiyle haşa “Hazreti Peygamber ile Ebu Cehil’e eşit muamelesi yapan ikisine bir oy kadar değer veren” ve böylece kötülüğü meşru kılan sistem sorunsalı -diyelim- ibnelik sorununun neresine düşer diye soran, sorabilen olmaz mı?

“Millet İradesi” diye dikte edilen şey ibneliği tercih ettiğinde onların vekillerinin oluşturacağı hükümete karşı tavrımız ne olacak? Daha çok oy almamız lazım, haydi sokağa deyip yeni bir seçimi mi gözleyeceğiz? Böyle diye diye doksan küsur yıldır gelinen noktanın neden burası olduğuna kafa yoranımız olmayacak mı?


Ey Müslüman Anadolu Çocuğu!

Bu kadar ibneden hep başkaları mı sorumlu? Gelinen bu nokta vicdanında bir yara açar mı? Demokrasi ve ibneleşme şartları arasında bir bağlantı kurulmaya çalışılırsa bu kişisel hak ve özgürlükler denkleminde ele alınabilir mi?

Her gün başka bir kuytumuzun kirlendiği bu şartlarda diğer kirlileri ve kötüleri daha mühimi “kötülüğe” bir miktar daha aşina olmaya ve mazur görmeye yönelik gidişatımızın içinden başımızı kaldırmak sorumluluğumuzu yüklenebilecekmiyiz?

Sistem sorununu göremeyişimizin, demokrasiyi içselleştirmişliğimizin katkısı nedir gelinen bu noktada? Yepyeni bir sistem teklifimizin olmayışının ve mücadele konseptimizin yepyeni bir sistem hedefinin olmayışının etkisi nedir bu ibneleşme sorunun da?

Demokratik mücadeleye odaklanmış liderlerimizin, hareketlerimizin, demokratik şartlarda varolmaya odaklanmış cemaatlerimizin derneklerimiz vakıflarımızın katkısı nedir bu sonuçlara?

Siyasi başarılardan, dini hizmetlerden, tarikat derslerinden, iman kurtarmak ameliyelerinden bahseden çevrelerin görmezden geldikleri bu sonuç, Anadolu çocuklarının maruz kaldıkları bu sonuç kimin canını acıtır gerçekten ve lafı eveleyip gevelemek yoluna kaçmaz?


Kesinlikle bizden olmayan oyun kurucuların yönettiği çok bilinmeyenli bir denklemin orta yerindeyiz… Bu denklemi bozmak ve kendi inşa şartlarımızı oluşturmak mükellefiyeti ile karşı karşıyayız.

İbneleşmeye yol vermeyen bir sistem kimleri ne kadar heyecanlandırır? İbneleşmeye yol vermeyen Rabbani bir sistem uğruna feda etmeye değer olan nedir?

Hırsı aşk, aşkı dava, davası şehitlik şuurunu kuşanabilmek olan bir mutlu azınlığı yok mu bu ümmetin?

Parti, dernek, vakıf, cemaat ve tarikatımızın bizlere teklif ettikleri şuur bütünü dışındaki dünyada olup bitenlerin bizlere yüklediği bir sorumluluk yok mu? Bu manada üstleneceğimiz sorumlukular bizlerin Hazreti Peygamberin murad ettiği Müslüman olma çabalarımızın ayrı düşünülemez bir parçası değil mi? Kendi fanusumuzun bizlere yeteceği kanaati gerçekten sağlıklı bir düşünce mi?

Onların vesile oldukları iyilikler mani olmadığımız kötülüklerin sorumluluğunu üzerimizden alır mı?

Herkeslerin suçu diğerine attığı ve kendi sorumluluklarmızı göz ardı ettiğimiz yahut göremediğimiz bu kirli şartlar da top yekûn “politik” savrulmuşluğumuz arasında büyüyen kötülükten tek tek sorumlu değil miyiz?

Bu sapkınlık bizlere bulaştığında çoluk çocuğumuza sirayet ettiğinde bağırıp çağırmak için vakit geçmiş olmayacak mı? Bu olup bitenler utanma duygusunu ve mesuliyet alma şuurunu kaybetmemiş “Müslüman Anadolu çocuğu”na bir şey söylemez mi?

Bu batakhanede düşmediğimiz çukur, kirlenmemiş kuytumuz kalmamış olsa da ancak Şehitlik şuurunun temizleyebileceği ruhumuzla diriltebileceğimiz bir dünya hangi tavır duruş ve hamle ile inşa edilebilir?


Bizleri demokratlaştırmaya çabalamış olanlara da lanet olsun, demokrasi içinde huzur içinde yaşayabilmeyi telkin etmiş olanlara da? Her gün bu durumdan cam kırıklarını solurcasına ıstırap duymayana da!

Hangi çevrenin müdavimi, parçası, yahut alakalısı olursan ol; demokratik sistemin bir parçası olduğunu, güya sistem meselesi ile alakalanmıyor gibi görünmenin yalnızca demokratik sistemi içselleştirdiğin manasına geleceğini nasıl görmez ve o çevreyle beraber hepimizin kendi imanımızı esas alan bir sistem hedefinin parçası olması gerektiğini kavramazsın! Bu ideal, şuculuk buculuk çerçevesine hapsedilecek bir mevzu değildir ki?

Hâk ve hakikat temelli, İmânının ve ahlakının fikirleşmiş, sistemleşmiş hali demek olan Başyücelik nizamının tesisi senle değilse kiminle, şimdi değilse ne zaman inşa edilecektir? İnsanımız tamamen devşirildikten yurt tamamen talan edildikten sonra mı?

Şurası iyi anlaşılmalıdır ki Başyücelik olmadan ne ibneleşme sorununu ne Kürt sorununu ne de Suriye sorununu çözebilirsiniz! Kemalist diktatörlükle çözülemediği aksine katmerleştiği gibi onun evrilmiş hali olan Kemalist liberal demokrasi ile de ÇÖZÜLEMEZ!

Görülmüştür ki mevcut şartlarda “Çözüm’ünüz Marksist PKK’ye, Demokratikleşme’niz “İbne” derneklerini güçlendirmeye yaramıştır.

Son dakika haberi: Bursa’da yürüyüş yapan LGBT -ibne derneklerinin gösterisine tepki gösteren vatandaş tutuklandı. Yeni Türkiye ne yöne evriliyor?

Demokrasi kendini arayan insan için bir kayboluştur. Demokratik çatı kardeşliğine inananlar manen olduğu kadar fiziken çözülmenin de baş aktörü olacaklardır.

Ya Demokrasi ile çözülecek yahut Başyücelik ile göneneceğiz.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.