İstikbal İslamındır - Anadolu Günlük - Anadolu Günlük
Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 5,73 / Satış: 5,75
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

İstikbal İslamındır

İslam Allahu tealanın Adem oğlunu  hak yoluna bağlılığını sınamak amacıyla gönderdiği bir nizamdır. HZ.Adem Aleyhisselamdan başlayarak alemlere rahmet olarak  gönderilen Rasullullah Sallahu Aleyhi Vesseleme kadar olan bütün şeriatlar tevhidi manada hep İslam’dı. Sadece günün şartlarına, durumuna göre şeriatlar değişmiştir. Artık son hak din, şeriat Rasullullaha gönderilen İslam’dır. Peygamberimiz nübüvvet görevini yerine getirerek, tüm insanlığa Kuran ve Sünnetini bırakmıştır. İşte bu hak nizam üzerine Müslümanların en üstünü Sahabe efendilerimiz İslam’ı geniş coğrafyalara yayma görevini ilk gerçekleştirenler olup, İslam ölçülerinden ve Rasullullahın Nurundan aldıkları ilham, güç ile görevlerini yerine getirmişlerdir. Dört mübarek Halife döneminden sonra kurulan İslam devletleri ile yeni fetihler gerçekleştirip, İslam’ı Avrupa’ya, Uzak Doğu Asya’ya ve dünyada bir çok coğrafyaya hak nizamı yaymışlardır. Bu kutlu görevde günümüzdeki Müslümanlara bir çok metod ve örnekler mevcuttur. Anadolu coğrafyasını baz alarak söylersek Selçuklular ve Osmanlı Devleti bize yakın tarihte hak nizam üzerine yaşamayı ve yaymaya bakış açımızı günümüzde ki devlet ve toplum ortamına nasıl yaklaşacağımız yönünde bir perspektif kazandırır.

İşte bu girişle günümüze gelirsek bir hakikat var ortada: Tek doğru, insanlığı hürriyetten tutun  adalete kadar  kavuşturacak olan, huzur ve refahı hakiki manada sağlayacak nizam, şeriat İSLAMDIR. İnsanlık nasıl geçmişte İslam devletlerinde, toplumlarında canları, malları, hukuku güvence altındaysa şimdi yaşanılan tüm zulümler, katliamlar, adaletsizliklerin tek sebebi günümüzde her manada İslam’ın boğdurulmaya çalışılmasından kaynaklanıyor. Müslümanlar özellikle son yüz yıldır devlet aklını yani kendi nizamları üzerine yaşamayı ve hilafet makamını kaybettiler. Müslümanların bir devlet aklının olmaması tüm felaketlerin önünü açmış, Emperyalistlerinde batıl düzenlerini ve zulümlerini daha rahat gerçekleştirmesinin önü açılmıştır. Müslümanlar öz vatanında parya olarak yaşıyorsa kendi nizamını hayata geçirememesi, bunu dahi düşünememesinden kaynaklandığı apaçık ortada. Hilafet makamının yok olması da Ümmet şuurunu ortadan kaldırarak tek bayrak altında birleşemeyerek İslam aleminde ortak bir şuuru,  askeri, ekonomi, kültürel manada birlik olarak hareket ve aksiyon gerçekleştiremediğinden Haçlı-Siyonistlerin çeşnisi haline geliyor. Hilafet makamının bulunmaması hadisi şerifte söylendiği gibi, sayı olarak çok ama işlev olarak çer çöp hükmünde olduğumuz dönemi yaşıyoruz. Mutlak ölçüler: Kuran, Sünnet, İcma, Kıyas. Bunları içine alarak kuracağın bir nizam, toplumları asıl hürriyetine kavuşmasını, adaletin hak nizam üzerine işlev görmesinden dolayı asıl ideal düzeni yerine getirir. Hilafet ise Müslümanlar açısından  siyasi olarak bir  mana ve güç ifade eder. Hilafet makamının işlevi Müslüman toplumların maddi ve manevi olarak  Ümmet olarak bir araya getirilmesini hedefler. Böyle bir makamda Müslümanların ne yapacağı, askeri manadan ekonomik manaya kadar işlevini göstereceği bir liderlik konumudur. Günümüzde niye Müslümanlar tarihinde görmemiş zulümler altındadır? 1,5 milyar Müslüman niye bu zulümlere karşı   harekete geçemiyor? Tüm İslam ülkelerinin ortasında İsrail terör örgütü kurulur da, üstüne Müslümanlara haddi hesabı olmayan zulümleri gerçekleştirir ve Mübarek belde Kudüs, ilk kıblemiz olan mübarek Mescidi Aksa 70 yıldır işgal altında bulunabilir? Nasıl olurda Resullullahın nurunun aleme fışkırdığı, Müslümanların kutsal toprakları Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere tam ifadesiyle Amerika’nın uşakları tarafından işgal altında oluyor?   İşte böyle bir manadan ve makamdan uzak olan Müslümanların bu tip sorular  aklına bile gelmez. Sadece Hilafet makamı gitmedi makam ile beraber insanların zihninden  onun taşıdığı mana ve mutlak ölçülerde gitti. Emperyalistler İslam topraklarını maddi ve zihnen işgal altına aldığı için zihinler iğdiş ve tecavüze uğramıştır. Artık bunun rahatsızlığını bile hissedemez. Müslümanların kendi vatanlarında  hak nizam üzerine kuracağı bir devlet sistemi ile beraber Ümmet bakış açısıyla kuracağı hakiki Hilafet makamıyla Haçlılara, Siyonistlere yönelik karşı bir saldırı ile (askeri, ekonomik, kültürel olarak)  kurtuluş gerçekleşebilir.

Biraz daha perspektif açımızı yakınlaştırırsak günümüzde Ortadoğu ve diğer İslam topraklarında gerçekleştirilen zulümlere karşı Müslümanların hiçbir şekilde Haçlı-Siyonist ittifaka karşı Ümmete ait ciddi bir kuruluşu, ordusu olmadığından dolayı bir bütün olarak cevap verilemediği gibi ortak hareket edilmediğinden sözde kendini Müslümanlara nispet eden yöneticiler Emperyalistlerin uşağı oluyor. Bu o kadar acıklı bir durum ki Haçlılar kendi enerjilerini dahi tüketmiyorlar. Filistin’de, Suriye’de ve diğer İslam ülkelerinde küçük çaplı örgütler üzerinden verilen mücadele bir yere kadar dayanabiliyor. Şimdi gündemde olan İdlip meselesine baktığımızda Haçlı-Siyonist ittifakı belli. Amerika, İngiltere, Avrupa… Birde bunlara karşıt Rusya. Emelleri orada güç gösterisinde bulunup yer altı kaynakları, coğrafi hedefler, Büyük İsrail Projesi gibi nedenlerle İslam toprağı İdlip hedef alınıyor. Eset zalimi sembolik olarak Suriye’nin başında dururken PKK, İran ve bağlı örgütleri de bu meselenin içerisinde yer alıyor. Şuna dikkat çekilmesini istiyorum Türkiye hariç Müslüman bir güç yok bu denklemde. Haçlı-Siyonist ittifakı, Rusya ve uşakları İdlip’i tarumar etmeye gelmişler. İran hiçbir şekilde İslam ile yan yana dahi anılmayacak ehli bidat hatta ehli küfür olarak nitelendirilecek faşist bir devlettir. Tıpkı Halep başta olmak üzere nasıl İslam topraklarını işgal edip, Müslümanları hunharca katlettiği gibi yine Müslüman öldürmeye bu topraklarda ve bu denklem içerisinde. İsrail olma yolunda son hız yol alan Suudiler, ABD’nin fino köpekliğini yaparak PKK’ya 300 milyon dolar başta olmak üzere yardımlar sarf ediyor. İşte böyle bir tabloda sadece Müslümanların menfaati adına çırpınan Türkiye kendi imkanlarından dolayı en fazla Tahran zirvesinde ateşkes isteyebildi. Yada PKK’ya yönelik bir askeri harekette bulunabilir. İşte Hilafet makamının yokluğunun Müslümanları düşürdüğü zillet. Hilafet makamıyla oluşacak İslam-Ümmet birliğinden doğacak askeri-ekonomik güç olsaydı İdlip meselesinde güçlü bir taraf olurduk. Müslümanların devlet aklının olmaması çok büyük bir zillet olarak önümüzde duruyor.

Bu sefer perspektif açımızı daraltarak bu düzlemde Türkiye üzerine düşünecek olursak, geçmişten beri Laik-Kemalist rejimin zulmünden inleyen Müslümanlar, son süreçte  20 yıl önce hayalini dahi edemeyeceği  haklar kazandılar. Kemalist rejimin zulmünü detaylı anlatmaya gerek yok şuurlu Müslümanların hepsi bunu biliyor. 28 Şubat sürecinden ele alıp gelirsek Siyonist generaller ve FETÖ teröristleriyle beraber İslami camiaya, Müslümanlara yapılan zulüm zirve noktasını gördü. ( İçeride halen 28 Şubat mağdurları bulunmaktadır. Bir an önce 28 Şubat darbesinin mağdurlarına özgürlük… ) Müslümanlar bu süreci Erdoğan’ın liderliğinde kaybettikleri hakların büyük bir kısmını elde etti.

Müslümanlara zulmeden Siyonist generallerden, artık karargahlarda mescidler, camiler inşa edilip askerlerle beraber namaz kılan, dua eden generaller, subayların olduğu bir ordu haline geldi. Başörtülülerin milletvekili olduğu, meclise girdiği ülke haline geldi. İmam Hatiplerin önünün Türkiye tarihinde bu kadar açıldığı bir ülke haline geldik. Külliyede devlet erkalinin  artık duayla, Kuranla yapılan ibadetler, organizasyonlar gerçekleştiriliyor. İSTİKBAL İSLAMINDIR  manasından bakarsak  İslam inkılabının başladığını elhamdülillah görüyoruz. İşte bunu sistemleştirmek manasında Anadolu’da ki tüm Müslümanlara düşen görev bu sürece destek olmalarıdır. Birinci manada mutlak ölçüleri (Kuran, Sünnet, İcma, Kıyas, Fıkıh) esas alarak bir sistem ve düşünceyi ciddi manada ortaya koymak gerekiyor. Büyük Doğu’da nitelendirilen reformacılar yani günümüzde mealcilik olarak bilinen, sünneti, hadisleri yok sayan bu sapıkların istediği sözde İslam, mutlak ölçüler dışında nefslerini hakim kılmaktır. İkinci manada bu ölçülere bağlı Peygamberimizin hadisinde geçen ‘’Alimler benim varislerimdir’’ dediği, veraset hakkını elinde bulunduran hakiki alimleri değer vermek dinlemek esastır. Bu yoldan gelen daha çok tatlı dille, zerafet halinde İslam’ı  anlatan Ehli Sünnet tarikatlarının başındaki mürşitlerin yolunu izlemek güzel bir yoldur. Bu yolun zahir kısmı var birde batın kısmı var, işte Ehli Sünnet tarikatlar batın kısmını temsil ediyor. Bu batın kısmını inkar edenler yine Büyük Doğu’da şöyle ifade edilen  Ham Yobaz Kaba Softalar, İslam sadece kendi aklına ve ben sadece iyi anlarım diyen ve kendisinin ortaya koyduğu sapıklıkları savunan vehhabiler, hariciler.. Aslında İslam’ın manasından tamamen uzaklar…  Şia sapıklıklarını, bidatlerini anlatmaya dahi gerek yok. Şuurlu Müslümanlar onların nasıl bir sapıklık içerisinde olduklarını biliyor. Ehli Sünnet şaşmaz bir yoldur. Ehli Sünnete sımsıkı sarılmak gerekiyor.   Ehli Sünnet İslam’ın ta kendisidir. Türkiye’de Ehli Sünnet dışında yapılacak sözde İslami bir hareket, oluşumun sistemleşmesi ihanettir.  İşte Türkiye’de ki Müslümanlara, gençlere, nesillere bunu şuurlaştırmak, en en en önemli mevzulardan biridir.

Birde dünya görüşü olmak zorundadır;  bu saydığım ölçülerin yanında. Dünya görüşü bu ölçüleri sistemleştirir. Türkiye’de dünya görüşü manasında Müslümanların devlet aklının olması yolunda en ciddi görüş Büyük Doğu’dur. Büyük Doğu bu ölçüleri dünya görüşü olarak sistemleştirmiştir.

İşte Türkiye’de bu potansiyeli gören Haçlı-Siyonist ittifakı, fino köpekleri olan FETÖ teröristleriyle 15 Temmuz işgal girişiminde bulundu. Müslüman Anadolu’nun müthiş mukavvemeti soncunda Emperyalist köpekleri rezil rüsva oldular; Elhamdulillah…..

15 Temmuz bir dönüm noktasıdır.  Mütefekkir Mirzabeyoğlu’nun dediği gibi; Müslümanlar bir gecede on yıl ileri gitti.

İSTİKBAL İSLAMINDIR yoluna İslam coğrafyasında ve Türkiye’de gidilen süreç bu yönde…

ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR…

Yazımı Yeni Hicri yılı kutlayarak ve Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun iki sözünü paylaşarak sonlandırıyorum. Hayırlara vesile olsun inşAllah;

1 Muharrem 1440

İslam Aleminin kurtuluşuna ve İslam inkılabının, madde ve mana şartlarına erişmesine vesile olması duasıyla; yeni hicri yılımız mübarek olsun.

‘’BİR NOT: Bu dünyada dış yüz hadiseleri ne olursa olsun, iman iç yüzünde sabit olduktan sonra bütün dış yüz dalgalandırılmaları ötesinde GAİ açıdan MÜSLÜMAN galiptir; hadiseler arızidir, gelip geçer. En nihayetinde hem içyüz, hem dış yüz, İSLAM’ın olacaktır: İSTİKBAL İSLAMINDIR ve bütün insanlık tarihi, bütün çalkantılarıyla buna dairdir. Bu cümleden bir kesitte, mevzu bu, biz!..’’

Salih Mirzabeyoğlu

Ortadoğu emperyalizmin ölüm fermanının hazırlandığı yerdir. Düşmanlar istedikleri kadar kudursun. Anın mücadelesi içinden sesleniyoruz:  İSTİKBAL  İSLAMINDIR!

Salih Mirzabeyoğlu

NOT: Bu yazıyı konu bütünlüğü olmadığı için bayağı görebilirsiniz. Eleştirebilirsiniz de. Doğal hakkınız. Ama tabiri caizse kartal bakış açısıyla bakarsanız bu yazıya konunun tamamen bütün olduğunu görürsünüz.

Vesselam…

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. salih dedi ki:

    Kaleminize sağlık said hocam Allah razı olsun

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.